Vasiyetname Varsa Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Ölüm durumunda geride bırakılan malvarlığının miras paylaşımı nasıl yapılacağı, özellikle ortada bir vasiyetname varsa sıkça merak edilen bir konudur. Türk Medeni Kanunu’na göre vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığı üzerinde tasarruf etmesini sağlayan hukuki bir belgedir. Bu makalede, vasiyetname türlerinden geçerlilik şartlarına, vasiyetnameye dayanarak miras paylaşımı prosedüründen itiraz ve iptal davalarına kadar pek çok soruya yanıt verilecektir. Ayrıca saklı pay kuralları, Yargıtay kararları ışığında örneklerle açıklanacak; konunun İzmir özelindeki uygulamalarına değinilecektir.
Unutulmamalıdır ki her somut olay farklıdır ve hukuki hakların tam olarak korunabilmesi için gerektiğinde İzmir miras avukatı desteği almak önemlidir. Şimdi, vasiyetname ve miras paylaşımıyla ilgili en sık sorulan konuları başlıklar halinde inceleyelim.
Vasiyetname Nedir ve Kaç Türü Vardır?
Vasiyetname, miras bırakanın (murisin) kendi iradesiyle ölümünden sonra malvarlığı hakkında yapılmasını istediği düzenlemeleri içeren resmi bir belgedir. Bir başka deyişle, vasiyetname miras bırakanın son arzularını hukuken geçerli kılan ölüme bağlı tasarruflardan biridir. Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 514’e göre vasiyetname, miras bırakanın malvarlığının tamamını veya bir kısmını kapsayabilir. Vasiyetnamede miras bırakan, yasal mirasçılar dışında kişilere mal bırakabileceği gibi mirasçılarının miras paylarında değişiklikler de yapabilir. Ancak tüm bunlar sıkı şekil şartlarına tabidir ve murisin tasarruf özgürlüğü saklı paylı mirasçıların korunmasıyla sınırlıdır (bu konuya aşağıda değinilecektir).
Türk Medeni Kanunu m. 531, üç çeşit vasiyetname türü öngörmektedir:
- Resmî Vasiyetname: Resmî memur huzurunda ve iki tanığın katılımıyla düzenlenir. Noter, sulh hakimi, konsolos gibi yetkili kişiler tarafından, kanunun öngördüğü şekil şartlarına uygun olarak yapılır. Resmî vasiyetnamede, muris iradesini sözlü veya yazılı olarak resmi memura bildirir; metin hazırlanıp murise okunur. Muris, içeriğin son arzularını yansıttığını beyan eder. Tanıklar, murisin beyanını kendi önlerinde yaptığını, onun fiil ehliyetinin tam olduğunu ve metnin murisin son isteklerini içerdiğini belirtip imzalarlar. Bu şekil şartları eksiksiz yerine getirilmezse vasiyetname geçersiz sayılır. Örneğin Yargıtay, resmi vasiyetnamede tanık beyanları arasında “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığı” ifadesi bulunmamasını şekil eksikliği sayarak vasiyetnameyi geçersiz kabul etmiştir. Muris okuryazar değilse, resmi memur vasiyet metnini tanıklar önünde murise okur ve murisin onayını alır; tanıklar da bu işlemi doğrular. Resmi vasiyetname, Noterlik Kanunu gereği murisin fotoğrafını da içerir.
- El Yazılı Vasiyetname: Murisin baştan sona kendi el yazısıyla yazıp imzaladığı vasiyetnamedir. Metnin tamamı el yazısıyla olmalı, ayrıca gün/ay/yıl şeklinde tarih içerip muris tarafından imzalanmalıdır. Tarih veya imza bulunmayan el yazılı vasiyetname geçersizdir. Muris, düzenlediği el yazılı vasiyeti isterse bir notere veya sulh hukuk mahkemesine teslim edebilir ancak bu zorunlu değildir. Okuma yazma bilen herkes el yazılı vasiyetname yapabilir; okuma yazma bilmeyen bir kişi için bu tür vasiyetname mümkün değildir. El yazılı vasiyetnamede şekil şartlarına uyulmaması (örneğin metnin muris elinden çıkmaması, imza atılmaması veya tarihsiz olması) durumunda vasiyetname iptal edilebilir.
- Sözlü Vasiyetname: Olağanüstü hallerde başvurulan vasiyetname şeklidir. Muris, yakın ölüm tehlikesi, savaş, ulaşımın kesilmesi, ağır hastalık gibi olağanüstü durumlar nedeniyle resmi veya el yazılı vasiyet yapamıyorsa sözlü vasiyete başvurabilir. Bu durumda muris, son arzularını sözlü olarak iki tanığa bildirir. Tanıklardan biri bu beyanları derhal yazıya geçirip imzalayarak diğerine de imzalatır; birlikte en yakın mahkemeye teslim ederler ve durumu hakime bildirirler. Alternatif olarak, tanıklar vakit kaybetmeden mahkemeye gidip murisin son isteklerini tutanakla hakim huzurunda da tespit ettirebilir. Sözlü vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için gerçekten olağanüstü bir hal nedeniyle diğer şekillerin yapılamıyor olması gerekir. Olağanüstü durum ortadan kalktıktan sonra muris bir ay boyunca sağ kalırsa, sözlü vasiyetname hükümsüz hale gelir. Yani tehlike geçtikten sonra 1 ay içinde muris ölmezse, sözlü vasiyetname kendiliğinden geçersiz olur; murisin normal şekillerde yeni vasiyet yapma imkanı vardır. Uygulamada sözlü vasiyetname nadiren kullanılır ve ispatı zordur, bu nedenle sadece istisnai koşullarda geçerli olacak bir güvence sunar.
Vasiyetnamenin Geçerlilik Şartları Nelerdir?
Bir vasiyetnamenin hukuken geçerli olabilmesi için hem şekil şartlarına hem de ehliyet şartlarına uygun olması gerekir:
- Yaş ve Ayırt Etme Gücü: Vasiyetname düzenleyebilmek için murisin 15 yaşını doldurmuş ve makul ölçüde ayırt etme gücüne sahip olması şarttır (TMK m.9, 14 ve 15’in miras hukukuna yansıması olarak değerlendirilir). Ayırt etme gücünden yoksun, akli melekeleri yerinde olmayan kişiler vasiyetname yapamazlar. Örneğin, ağır demans hastası bir kimsenin vasiyet düzenlediği iddia edilirse, bu vasiyetname murisin fiil ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılabilir. Yine ayırt etme gücünü geçici olarak kaybettiren sarhoşluk, ağır ilaç etkisi, dalgınlık gibi hallerde yapılan vasiyet geçersizdir.
- Şekil Şartları: Yukarıda açıklandığı üzere, vasiyetnamenin resmi, el yazılı veya sözlü şekillerinden birine uygun olarak yapılması gerekir. Resmi vasiyetname mutlaka yetkili memur ve iki tanık huzurunda düzenlenmelidir. Tanıkların; murisin beyanını kendi önlerinde aldıklarını ve murisin ehil olduğunu, vasiyetin son arzularını içerdiğini belirtmeleri şarttır. Tanıklık ehliyeti olmayan kişiler (örneğin murisin altsoyu, üstsoyu, kardeşi, eşi veya vasiyetnamede menfaat sağlayacak kişiler, noter çalışanı gibi kanunen tanık olamayacaklar) resmi vasiyete tanık olamaz; aksi halde vasiyet geçersizlik riski taşır (TMK m.532-534). El yazılı vasiyetname ise tamamen murisin kendi el yazısıyla yazılmalı, imza ve tarih içermelidir. Makinada yazılan veya başkasına yazdırılıp sadece imzalatılan bir vasiyetname el yazılı vasiyet sayılmaz ve geçerlilik taşımaz. Sözlü vasiyetname de ancak kanunda öngörülen olağanüstü durumlarda ve iki tanık önünde yapılır; bu şartlara uyulmadığında hükümsüz olur.
- İrade Sakatlığı Olmaması: Murisin vasiyetini baskı, tehdit, zorla veya hileyle yapmamış olması gerekir. Eğer muris vasiyetnameyi yaparken yanılmaya düşürülmüş (bir yanılgı veya aldatma sonucu istemediği bir şey vasiyetine yazılmış) ya da tehdit edilmiş ise, bu durum vasiyetnamenin iptali davasında ileri sürülebilir. TMK m.557’de, vasiyetnamelerin iptal sebepleri arasında hile, tehdit, korkutma veya aldatma sayılmıştır. Örneğin bir mirasçı diğerlerini dışlamak için murisi yanlış bilgilendirerek vasiyet yapmasını sağlamışsa, bu vasiyet iptal edilebilir.
- Ahlaka ve Kanuna Aykırı İçerik Olmaması: Vasiyetnameye herhangi bir koşul veya yükleme eklenmişse bunların hukuka ve genel ahlaka aykırı olmaması gerekir. TMK m.515’e göre muris, vasiyetnamesine bir koşul (şart) veya bir yükümlülük ekleyebilir; ancak hukuka veya ahlaka aykırı koşullar vasiyetnamenin tamamının iptaline yol açar. Anlamsız veya sırf birini rahatsız etme amacı güden şartlar ise yazılmamış sayılır. Örneğin, mirasçıya mirası alması için gayrimeşru bir iş yapma şartı konulamaz; konulmuşsa vasiyetin tamamı geçersiz sayılır.
Özetle, vasiyetname yapma ehliyeti olmayan kişilerce yapılırsa veya kanunun emrettiği şekil kurallarına uyulmadan düzenlenirse, o vasiyetname hükümsüz olacaktır. Bu durumlarda, miras paylaşımı varsa vasiyetname yokmuş gibi yasal mirasçılar arasında yapılır. Vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı genellikle murisin ölümünden sonra, vasiyet açılırken veya itiraz halinde mahkemece incelenir. İlerleyen bölümlerde vasiyetnamenin açılması, itiraz ve iptal süreçleri ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Resmi Vasiyetname Nasıl Hazırlanır?
Resmi vasiyetname, en güvenli vasiyet türlerinden biri olup noter veya sulh hakimi gibi bir resmi memur tarafından, iki şahit huzurunda düzenlenir (TMK m.532). Resmi vasiyetname hazırlama sürecinde şu adımlar izlenir:
- Müracaat ve Beyan: Muris (vasiyet eden kişi), notere veya sulh hakimine başvurarak vasiyet hazırlatmak istediğini bildirir. Muris, vasiyetine ilişkin son isteklerini sözlü veya yazılı olarak görevli memura iletir. Örneğin muris, “Tüm malvarlığımı oğlum A’ya bırakmak istiyorum, kızıma sadece şu evi bırakıyorum” gibi arzularını memura bildirir.
- Metnin Düzenlenmesi: Resmi memur, murisin beyanlarını yazılı bir vasiyet metnine dönüştürür. Bu metin, genelde düzenleme şeklinde vasiyetname formunda hazırlanır. Murisin kimlik bilgileri, vasiyetin tarihi, yeri ve murisin beyanları açıkça yazılır. Vasiyetin her sayfasına muris ve memur imza atar, sonunda tanıkların imzasına ayrılan bölüm bulunur.
- Okunması ve Onay: Hazırlanan vasiyetname metni, murise okunur (eğer muris okuryazar ise kendisinin okuması sağlanır; okuryazar değilse memur yüksek sesle okur). Murise, metindeki düzenlemelerin kendi son arzuları ile uyumlu olup olmadığı sorulur. Muris memnuniyetini ve belgenin kendi son arzularını içerdiğini teyit eder. Ardından vasiyetname metnine “okudum, arzuma uygundur” gibi bir ibare konulup muris tarafından imzalanır.
- Tanıkların Onayı: İki tanık, vasiyetnamenin düzenlenmesi anında hazır bulunmalıdır. Şahitlerin fiil ehliyetine sahip, reşit ve Türkçe dilini anlayıp konuşabilen kişiler olması gerekir; ayrıca murisin eşi, altsoyu, üstsoyu veya kardeşi gibi yakınları tanık olamaz (TMK m.536). Tanıklar, murisin vasiyet beyanını kendi önlerinde yaptığını, murisi vasiyet yapmaya ehil gördüklerini, vasiyetnamenin murisin son isteklerini içerdiğini belirten bir ifadeyi vasiyetnameye yazarak imzalarlar. Bu tanık beyanlarının eksiksiz olması şarttır. Tanık ifadelerindeki şekil eksiklikleri, yukarıda belirtildiği gibi Yargıtay içtihatlarında vasiyetnamenin iptal sebebi sayılabilir.
- Resmi Deftere Kayıt ve Saklama: Noterde düzenlenen vasiyetname, Noterlik Kanunu gereği özel vasiyetname kayıt defterine işlenir ve aslı noterce saklanır. Murisin talebi halinde vasiyetnameden örnek kendisine verilebilir ya da vasiyetname gizli tutulur. Sulh hakimi tarafından düzenlendiyse, mahkeme evrakında saklanır. İzmir gibi büyük şehirlerde genellikle noterler vasiyetname düzenleme konusunda tecrübeli olup, vasiyetin bir örneğini gerektiğinde Vasiyetname Kütüğüne (Merkezi vasiyet kayıt sistemi) de bildirebilirler. Böylece murisin vefatından sonra herhangi bir noterden vasiyetname sorgusu yapıldığında, bir vasiyetname olup olmadığı ortaya çıkar.
Resmi vasiyetnamenin avantajı, usulüne uygun yapıldığında şekil yönünden iptal riskinin düşük olmasıdır. Noter veya hakim, işlemi kanuna uygun şekilde gerçekleştirdiğinden emin olur. Ayrıca belgenin güvenli şekilde saklanması sağlanır. Murisin sonradan fikrini değiştirmesi halinde, yine resmi memur huzurunda yeni bir vasiyetname düzenleyerek eskisini hükümsüz kılabilir veya dilerse önceki vasiyetnamenin aslını noterden teslim alıp imha edebilir (vasiyetten dönme konusuna aşağıda değinilecektir).
El Yazılı Vasiyetnamenin Geçerliliği
El yazılı vasiyetname (holograf vasiyetname), tamamen murisin kendi el yazısıyla hazırladığı vasiyet türüdür. Kanunun aradığı belli başlı koşullar sağlandığında, el yazılı vasiyetname de resmi vasiyet kadar geçerli kabul edilir. Bu koşullar şunlardır:
- Metnin Tamamı El Yazısıyla Yazılmalı: Muris vasiyet metninin başından sonuna kadar kendi eliyle yazmış olmalıdır. Bilgisayarda yazıp imzalamak veya bir başkasına yazdırıp altına imza atmak, el yazılı vasiyet şartını karşılamaz. Yine matbu (basılı) bir formun doldurulması da el yazısıyla yapılmış sayılmaz. Okunaklılık: El yazısının okunaklı olmaması tek başına iptal sebebi değildir, ancak metnin anlaşılamayacak ölçüde karalanmış veya silik olması halinde hakim, vasiyetin murisin iradesini yansıtmadığı sonucuna varabilir. Bu nedenle murisin mümkün olduğunca açık ve temiz bir el yazısıyla yazması tavsiye edilir.
- Tarih Yazılmalı: El yazılı vasiyetnamede yıl, ay ve gün olarak tarih bulunmalıdır (örneğin “5 Mart 2025” gibi). Tarih vasiyetnamenin herhangi bir yerine atılabilir, ancak uygulamada genellikle en sona yazılıp muris tarafından imzadan önce konulur. Tarih hiç yoksa veya eksikse (örneğin yıl yoksa), bu durum vasiyetnamenin iptal sebebi sayılır. Çünkü tarih, murisin vasiyetnameyi yaptığı andaki ehliyet durumunu ve birden fazla vasiyetname varsa hangisinin son irade beyanı olduğunu belirlemek için önemlidir.
- İmza Bulunmalı: Muris, vasiyet metninin altına el yazısıyla imzasını atmalıdır. İmza, kişinin kendi eliyle attığı ad-soyad veya karakteristik imzasıdır. İmza atılmamış bir el yazılı vasiyetname geçersiz sayılır. Genelde imza en son satıra atılır; ancak murisin adının sadece başta yazılıp sonda imza olmaması kabul edilmez.
- Ehliyet ve İrade: Murisin vasiyeti yazdığı anda ayırt etme gücü olmalıdır (yukarıda açıklandığı gibi). Ayrıca vasiyeti herhangi bir baskı olmadan, kendi özgür iradesiyle yazmış olması gerekir. Örneğin murisin zorlamayla el yazılı vasiyet yazdığı ispatlanırsa, bu vasiyet iptal edilir (TMK m.557/2). El yazılı vasiyetin içeriğinde hile, tehdit, yanılma gibi irade bozukluğu iddiaları da yine iptal davası konusu olabilir.
El yazılı vasiyetname, resmi vasiyetnameye kıyasla daha basit hazırlanabildiğinden pratik bir yöntem sunar. Özellikle murisin özel olarak notere gitme imkanı yoksa veya bazı kişisel düşüncelerini gizli tutmak istiyorsa, kendi el yazısıyla vasiyet düzenleyebilir. Ancak riskleri de vardır: Örneğin muris, vasiyetini güvenilir bir kişiye teslim etmez, sulh hukuk mahkemesine veya notere bırakmazsa, vefatından sonra bu vasiyetname bulunamayabilir ya da kötü niyetli kişilerce imha edilebilir. Bu nedenle, el yazılı vasiyet hazırlanmışsa miras bırakanın güvendiği birine, sulh hukuk mahkemesine veya notere teslim etmesi önerilir. Noterlik Kanunu’na göre, muris el yazılı vasiyetnamesini bir zarf içinde notere teslim edebilir; noter bu zarfı mühürleyip dışına teslim edenin kimlik bilgilerini yazarak saklar. Murisin ölümü halinde bu zarf sulh hakimine teslim edilir (TMK m.595).
Bir el yazılı vasiyetname bulunduğunda, murisin ölümü sonrası sulh hukuk mahkemesi bu belgeyi inceleyip açar. El yazısının murise ait olup olmadığı gerekirse adli tıp incelemesiyle doğrulanır. Eğer vasiyetnamenin şekli ve murisin ehliyeti yönünden bir eksikliği yoksa, belge geçerli kabul edilir ve içeriğine göre miras paylaşımı yapılabilir. Aksi halde, örneğin imzasız veya tarihsiz ise mahkeme vasiyetin iptaline karar verecektir.
Vasiyetnameye Dayanarak Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Bir vasiyetname varsa, miras paylaşımı yasal miras dağılımından farklı şekilde yapılabilir. Miras bırakan, vasiyetnamesiyle malvarlığının tamamını veya belli kısımlarını istediği kişilere bırakabilir (atanmış mirasçı atayabilir veya belirli mal vasiyeti yapabilir). Bu durumda miras, vasiyetnamedeki tasarruflara uygun olarak paylaştırılır. Ancak vasiyetnamedeki tasarrufların uygulanabilmesi için bazı hususlara dikkat edilir:
- Vasiyetnamenin Açılması: Murisin ölümüyle birlikte, eğer bıraktığı bir vasiyetname varsa bu belge yetkili mahkemede açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname, murisin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılır (TMK m.596). Örneğin murisin İzmir’de ikamet ettiğini varsayalım; vefatından sonra vasiyetnamesi İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi tarafından, ölümden itibaren en geç bir ay içinde açılacaktır. Açılış esnasında bilinen mirasçılar ve vasiyetten yararlananlar davet edilir; vasiyetnamenin içeriği tutanakla tespit edilip hazır olanlara okunur. Bu işleme genelde “vasiyetnamenin açılması ve okunması” denir. İzmir’de bu işlemler, murisin yerleşim yerinin bağlı olduğu sulh mahkemesinde yapılır.
- Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı): Vasiyetname açıldıktan sonra, mahkeme murisin yasal mirasçıları yanında vasiyetnameyle atanan mirasçıları veya vasiyet alacaklılarını da gösteren bir mirasçılık belgesi düzenleyebilir. Normalde, murisin yasal mirasçılarını gösteren veraset ilamı sulh mahkemesinden veya noterden alınır. Ancak vasiyetname varsa ve muris bu vasiyetnameyle bir atanmış mirasçı belirlediyse (yani mirasçı nasbı yaptıysa), bu kişi de mirasçılık belgesine yazılır. Örneğin muris tüm mirasını bir arkadaşına vasiyet etmişse, bu kişi yasal mirasçılar dışında “atanmış mirasçı” olarak mirasçılık belgesine geçirilir. Belirli mal vasiyeti (vasiyet alacağı) varsa, o kişi mirasçı olmasa da vasiyet alacaklısı olarak hak sahibi görülür. Noterler de artık vasiyetname varlığında, eğer vasiyetname mahkemece açılıp kesinleşmişse, mirasçılık belgesi verebilmektedir. Fakat çoğu durumda sulh hukuk hakimi, vasiyetnamenin açılması sırasında mirasçıların haklarını belirler.
- Tasarruf Nisabı ve Saklı Pay: Miras bırakanın vasiyetnameyle tasarruf edebileceği kısım, tasarruf nisabı olarak adlandırılır. Türk hukukunda muris, bazı mirasçılarının saklı payları üzerinde serbestçe tasarruf edemez (TMK m.505). Saklı paylı mirasçılar; murisin altsoyu (çocukları, torunları), anne ve babası, ve sağ kalan eşidir. Bu kişilerin yasal miras paylarının belli oranları kanunla koruma altına alınmıştır (saklı pay oranları: altsoy için yasal payın 1/2’si, anne-babanın her biri için yasal payın 1/4’ü, eş için bazı durumlarda yasal payın tamamı). Dolayısıyla miras bırakan, vasiyetnameyle saklı payları aşan tasarruflarda bulunamaz; bulunursa bu kısım iptal olmaz ama saklı paylı mirasçıların tenkis davası açma hakkı doğar. Örneğin muris, tüm malını tek bir çocuğuna vasiyet edip diğer çocuklarını tamamen mirastan mahrum ettiyse, mahrum kalan çocuklar saklı paylarını almak için dava açabilirler. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, saklı payların ihlali tek başına vasiyetnamenin iptali sebebi değildir, ancak saklı payı zedelenen mirasçı dava açarak vasiyetnameyi aşan kısmın tenkisini (indirilmesini) sağlayabilir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında, murisin vasiyetnamesinin sağ kalan eşin saklı payını ortadan kaldıracak şekilde olmasına rağmen bunun iptal sebebi olamayacağını, bu durumda tenkis davası açılması gerektiğini belirtmiştir.
- Vasiyetnamenin Yorumlanması ve Uygulanması: Vasiyetname açıldıktan sonra içeriğine göre mirasın paylaşımına geçilir. Muris, vasiyetnamede belirli mal bırakmış olabilir (örneğin “A tapulu taşınmazımı yeğenim B’ye bırakıyorum” şeklinde). Bu durumda, o mal vasiyet alacaklısına (yeğen B’ye) verilir, kalan malvarlığı ise yasal mirasçılar arasında paylaşılır. Muris tüm mirası bir kişiye veya birkaç kişiye paylaştırmışsa (mirasçı atamışsa), diğer yasal mirasçılar mirastan pay alamaz; ancak biraz önce bahsedilen saklı payları varsa, atanmış mirasçılardan bu paylarını talep ederler. Örneğin muris, vasiyetnamede arkadaşını tek mirasçı atadıysa ve geride bir oğlu kaldıysa, oğul saklı payı olan mirasın yarısı için tenkis davası açabilir. Mahkeme bu durumda vasiyetin sadece saklı payı aşan kısmını indirger; kalan kısım geçerli olur. Eğer vasiyetname murisin malvarlığının sadece bir kısmını kapsıyorsa, TMK 514/2 uyarınca murisin vasiyet etmediği (tasarruf etmediği) kısım yasal mirasçılarına kalır. Örneğin muris vasiyetinde sadece bir evini bir torununa bıraktıysa, geri kalan malvarlığı (örneğin bankadaki para, başka evler vs.) yasal mirasçılar arasında kanuni miras paylarına göre paylaştırılır.
- Miras Taksimi (Paylaşımın Fiilen Yapılması): Vasiyetnamedeki düzenlemelere göre kimin ne alacağı belirlendikten sonra, fiilen mal paylaşımına geçilir. Eğer tereke (miras bırakanın malvarlığı) paylaştırılmasında mirasçılar ve vasiyet alacaklıları arasında anlaşma sağlanabiliyorsa, bunlar kendi aralarında bir miras taksim sözleşmesi yaparak paylaşımı gerçekleştirebilirler. Taksim sözleşmesinde tüm mirasçıların ve vasiyet hakkı sahiplerinin bir araya gelip terekeyi hangi oranda/payda paylaştıklarını yazılı olarak kabul etmeleri gerekir. Anlaşma olmazsa, izlenecek yol ortaklığının giderilmesi davası açmaktır. Bu dava, murisin malvarlığının paylaştırılması için açılır ve sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Mahkeme, terekeye ait malvarlığını aynen taksim veya mümkün değilse satış yoluyla paraya çevirip paylaştırılmasına karar verir. Vasiyetnamedeki özel talepler de bu aşamada dikkate alınır. Örneğin muris bir taşınmazın belirli mirasçıda kalmasını vasiyet ettiyse, mahkeme o taşınmazın o mirasçıda kalıp diğer mirasçılara denkleştirme yapılmasına karar verebilir. İzmir’de miras taksimi davaları, İzmir Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülür ve tereke içinde gayrimenkuller varsa gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemeleriyle uzun sürebilir. Bu süreçte bir Bayraklı miras avukatı veya Karşıyaka miras avukatı gibi miras hukuku uzmanının yardımını almak, anlaşmazlıkların çözümünü hızlandırabilir.
Özetle, vasiyetnameye dayalı miras paylaşımında önce vasiyetnamenin geçerli şekilde açılması ve yorumlanması, ardından murisin tasarruf sınırları içinde kalan kısmın vasiyetnameye göre dağıtılması, olası saklı pay ihlalleri için tenkis işlemlerinin yapılması ve nihayetinde malların paylaştırılması söz konusudur. Tüm bu aşamalar, yasal prosedüre uygun yürütülmelidir. Aksi halde, örneğin vasiyetnamedeki bir mal haksız şekilde verilmezse, hak sahibi miras sebebiyle istihkak davası açarak o malı talep edebilir. Bu nedenle mirasçıların, vasiyetname hükümlerini mahkeme kararıyla teyit ettirip resmi bir paylaşım yapmaları en doğrusudur.
Vasiyetnameye İtiraz Süreci
Vasiyetname açıldığında veya mirasçılara okunduğunda, bazı mirasçılar veya hak sahipleri içeriğe itiraz edebilir. Hukuken “vasiyetnameye itiraz” demek, aslında vasiyetnamedeki tasarrufların geçerliliğine veya hakkaniyetine karşı çıkmak anlamına gelir. Bu itirazlar genellikle iki nedenle ortaya çıkar:
- Şekil veya Ehliyet Bakımından İtiraz: Bir mirasçı, vasiyetnamenin kanuni şekil şartlarına uymadığını veya murisin vasiyetnameyi yaptığı sırada ehil olmadığını iddia edebilir. Örneğin “Babam vasiyet yaptığında akli dengesi yerinde değildi” veya “Vasiyetnamedeki imza babama ait değil, şeklen geçersiz” gibi itirazlar söz konusu olabilir. Bu tür itirazlar doğrudan vasiyetnamenin iptali davası açma niyetini gösterir (aşağıda iptal davası ayrıntılı ele alınmıştır). İtiraz eden mirasçı, sulh mahkemesinin vasiyeti açması sırasında bu çekincelerini tutanağa geçirtip daha sonra asliye hukuk mahkemesinde iptal davası açabilir.
- Saklı Pay İhlaline İtiraz (Tenkis Talebi): Mirasçı, vasiyetnamedeki tasarrufların kendi saklı payını zedelediğini düşünüyorsa, vasiyetin bu kısmına itiraz eder. Ancak yukarıda belirtildiği gibi saklı payın ihlali vasiyetnamenin iptali nedeni değildir. Bu durumda mirasçı, süresi içinde bir tenkis davası açarak veya vasiyetnamenin iptali davası içerisinde terditli olarak tenkis talebini ileri sürerek itirazını hukuken ileri sürmelidir. Sulh mahkemesinde vasiyet açıldığında, hakim mirasçılara “saklı pay talepleriniz olursa asliye mahkemesinde tenkis davası açabilirsiniz” şeklinde bilgi verebilir. Örneğin, muris malvarlığının çok büyük kısmını bir hayır kurumuna vasiyet ettiyse ve çocuklarının saklı payı kaldıysa, çocuklar itiraz ederek saklı paylarının gözetilmesini talep edebilirler.
Vasiyetnameye itiraz süreci, fiilen vasiyetnamenin açılması anında başlar. Sulh hakimi, vasiyetnameyi okuduktan sonra genellikle tutanağa “İlgililer vasiyetnameye itirazları olup olmadığını beyan etti, falanca itiraz etti/etmedi” diye yazar. Fakat bu itiraz beyanı tek başına hukuki sonucu doğurmaz; önemli olan itirazın gereğini yapmak, yani dava açmaktır.
İtirazın Süresi: Vasiyetnameye itiraz (özellikle iptal veya tenkis davası açma niyeti) belli sürelere tabidir. TMK m.559, iptal davaları için sürelere yer vermiştir. Buna göre, vasiyetnamenin iptalini isteyen kişi, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.. Her hâlde, vasiyetnamenin resmi açılma tarihinden başlayarak iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl, kötüniyetli davalılara karşı 20 yıl geçtikten sonra iptal davası açılamaz. (Kötüniyetli davalı kavramı, genellikle vasiyetnamenin iptal sebebini bilerek bunu gizleyen veya hileli davranan kişileri ifade eder.) Saklı payın korunması için açılan tenkis davasında da benzer şekilde 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır (TMK m.571). Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer..
İtiraz sürecinde, vasiyetnamenin yerine getirilmesi genelde durmaz. Yani biri itiraz etti diye vasiyetname kendiliğinden askıya alınmaz. Eğer mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa, itiraz eden mirasçı gecikmeden mahkemeye başvurup ihtiyati tedbir talep edebilir. Örneğin iptal davası açacak bir mirasçı, dava süresince mirasın diğerleri tarafından dağıtılıp tüketilmemesi için terekeye tedbir konulmasını isteyebilir. Nitekim iptal dilekçesi veren kişiler genelde dava sonuçlanana kadar terekenin el değiştirmesini önlemek için taşınmazlara tedbir konulması, bankalardaki paraların çekilmemesi için bankalara müzekkere yazılması gibi önlemleri talep ederler. Mahkeme de şartlar uygunsa bu tedbirleri verir.
Sonuç olarak, vasiyetnameden hoşnut olmayan veya kendini zarara uğramış hisseden mirasçıların yapması gereken, süresi içinde ilgili mahkemede dava açmaktır. Basit bir dilekçe ile “vasiyetnameye itiraz ediyorum” demek yeterli değildir; itiraz mutlaka hukuki yoldan ilerletilmelidir. Aşağıda, bu itirazların mahkeme boyutu yani iptal ve tenkis davaları detaylı şekilde ele alınmaktadır.
Vasiyetnamenin İptali Davası Nasıl Açılır?
Vasiyetnamenin iptali davası, bir vasiyetnamenin hukuken geçersiz sayılması için açılan davadır. Bu davayı açabilmek için, davacının vasiyetnamenin iptalinde hukuki menfaati olmalıdır. TMK m.558’e göre “iptal davası, tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir”. Yani vasiyetnameden dolayı hakkı zedelenen yasal mirasçılar (örneğin saklı payı ihlal edilen çocuk) veya vasiyetten menfaati olan ancak kanuna aykırılık nedeniyle hakkını alamayan kişiler iptal davası açabilir. Bu şart, Yargıtay kararlarında da vurgulanmıştır: Örneğin murisin alacaklısının, alacağını alabilmek için murisin yaptığı vasiyetnamenin iptalini talep hakkı yoktur; zira bu kişi mirasçı değildir ve menfaati dolaylıdır. Davayı, vasiyetnameden doğrudan etkilenen mirasçı açmalıdır. Aksi takdirde dava aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddedilir.
Davalı taraf ise, iptali istenen vasiyetnameden menfaat sağlayan kişilerdir. Yani vasiyetnamedeki düzenleme kimin lehine ise o kişi/kişiler davalı gösterilmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bir kararında, vasiyetnamenin iptali davasında davalı sıfatının vasiyetnameden çıkar sağlayan yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar veya vasiyet alacaklıları (ve varsa vasiyeti yerine getirme görevlisi) olduğunu belirtmiştir. Örneğin muris vasiyetnamesiyle tüm malını bir yeğenine bıraktıysa ve oğlu bu vasiyetin iptalini istiyorsa, davalı yeğen olmalıdır. Yanlış kişiyi davalı göstermek de davanın reddine yol açabilir (pasif husumet yokluğu).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vasiyetnamenin iptali davalarında görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Çünkü bu tür davalar malvarlığına ilişkin olup HMK m.2 uyarınca asliye hukuk genel yetkilidir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.576). Örneğin muris İzmir’de ikamet ediyorsa, İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkilidir. Nitekim TMK m.576 “Miras, mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır; vasiyetnamelerin iptali davaları da bu yer mahkemesinde görülür” demektedir. İzmir özelinde, murisin ikametgahı Bayraklı, Karşıyaka, Konak vb. olsa da miras davalarına bakma yetkisi İzmir merkez (Bayraklı) Adliyesi’ndeki Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir. (Karşıyaka gibi bazı ilçelerde ayrı adliyeler bulunduğu için murisin son yerleşim yeri Karşıyaka ise Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılır.)
İptal Sebepleri
TMK m.557, vasiyetnamenin iptali sebeplerini sınırlı olarak saymıştır. Bu sebepler:
– Vasiyetçinin ehliyetsizliği: Vasiyet yaptığı sırada 15 yaşından küçük olması veya ayırt etme gücüne sahip olmaması. Örneğin ağır akıl hastalığı bulunan birinin yaptığı vasiyet iptal edilebilir.
– Şekil eksikliği: Vasiyetnamenin kanunun öngördüğü şekillerden biriyle yapılmaması. Resmi vasiyette tanık eksikliği, imza eksikliği; el yazılı vasiyette imza ya da tarihin olmaması gibi haller iptal sebebidir.
– İrade sakatlığı: Vasiyetçinin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu vasiyet yapmış olması. Örneğin, bakıcısı tarafından “çocukların seni terk etti” şeklinde kandırılan yaşlı birinin bu yanlış bilgiyle yaptığı vasiyet geçersiz kılınabilir; veya tehdit altında yazılan vasiyet iptal edilir.
– Ahlaka veya kanuna aykırı hükümler: Vasiyetnamenin içerdiği koşullar hukuka/ahlaka aykırıysa (örneğin mirasçının boşanması şartına bağlamak gibi), vasiyetin tamamı iptal edilebilir.
Bu sebepler dışında, mirasçıların saklı paylarının ihlal edilmiş olması iptal sebebi değildir. Saklı pay ihlali durumunda yukarıda belirtildiği üzere tenkis davası açılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/1017 Karar No: 2018/1750 K. Tarihi: 20.11.2018 kararında, murisin saklı payı aşan tek tasarrufu varsa bunun iptal nedeni olmayıp tenkis yapılması gerekeceğini vurgulamıştır.
Süreler
İptal davası açma süresi, vasiyetnamenin öğrenilmesiyle başlar (TMK m.559). Yukarıda “itiraz süreci” bölümünde açıklandığı gibi, iptal sebebini ve vasiyeti öğrenmeden itibaren 1 yıl, her halükarda 10 yıl (kötüniyetli durumlarda 20 yıl) içinde dava açılmazsa hak düşer. Bu süreler hak düşürücü süre niteliğindedir; yani karşı taraf ileri sürmese bile mahkeme süre geçip geçmediğini re’sen dikkate alır.
Yargılama ve İspat
Davacı, iptal sebebini ispatla yükümlüdür. Dava dilekçesinde hangi sebeple iptal istendiği açıkça belirtilmelidir (ehliyetsizlik, şekil bozukluğu, hile vs.). Örneğin ehliyetsizlik iddiasında, murisin vasiyet anındaki sağlık durumunu kanıtlayan doktor raporları, tanık beyanları sunulabilir. Zorlama/tehdit iddiasında tanık ve iletişim kayıtları gibi deliller kullanılabilir. Şekil eksikliğinde ise vasiyet belgesinin kendisi en önemli delildir (örneğin imzasız olduğu belgeyle sabittir). Mahkeme, gerektiğinde bilirkişi incelemesi (imza incelemesi, sağlık kurulu raporu vb.) yaptırır. Yargılama sonucu, eğer iptal sebebi kanıtlanırsa vasiyetnamenin kısmen veya tamamen iptaline karar verilir. Kısmi iptal, vasiyetnamedeki sadece problemli kısımın hükümsüz kılınması demektir; geri kalan hükümler geçerli kalır. Tam iptal ise vasiyetnamenin hiç yapılmamış sayılmasıdır. Bu durumda miras, önceki tarihli başka bir vasiyetname yoksa tamamen yasal mirasçılara gider.
Örnek vermek gerekirse, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2013 tarihli kararında: Murisin önceki vasiyetlerini iptal eden yeni bir vasiyetnamesi olduğu, fakat bu yeni vasiyetnameyi yaparken murisin ehliyeti tartışmalı olduğu bir olayda; mahkeme, yeni vasiyetnamenin geçerli olduğuna karar verip eski vasiyeti iptal etmişti. Yargıtay ise iptal davası ile tenkis davasının farkına dikkat çekerek, yeni vasiyetnamenin eskiyi “yürürlükten kaldırdığı” iddiasının TMK 557’deki iptal sebeplerinden olmadığını, aslında burada yapılması gerekenin murisin son vasiyetinin geçerliliğinin ve dolayısıyla önceki vasiyetin kendiliğinden hükümsüz kalıp kalmadığının tespiti olduğunu belirtmiştir. Bu karar, vasiyetname uyuşmazlıklarının karmaşık olabileceğini göstermektedir. Birden fazla vasiyetname varsa, en son tarihli olan genelde önceki vasiyetnameleri hükümsüz kılar (TMK m.540); ama bunun için son vasiyetin de geçerli olması şarttır.
İptal Kararının Sonuçları
Mahkeme vasiyetnameyi iptal ederse, iptal edilen kısım hiç yazılmamış sayılır. Eğer vasiyetnamenin tamamı iptal edilmişse murisin bırakmış olduğu miras, sanki vasiyet yokmuş gibi kanuni mirasçılara paylaştırılır. Kısmen iptal halinde, sadece iptal edilen hükümler çıkarılır; geri kalan vasiyet geçerli kalır. Örneğin vasiyetnamede bir taşınmazın A’ya bırakılması kısmı iptal edilirse, o taşınmaz yasal mirasçılara döner, vasiyetin diğer bölümleri uygulanır. İptal kararları geriye etkili olduğundan, iptal edilen kısımla ilgili vasiyet alacaklıları mirasçı sıfatı kazanamazlar. Eğer iptal kararından önce vasiyetnameye dayanarak tapuda tescil gibi işlemler yapılmışsa, bunlar da iptal hükmüne göre düzeltilecektir (gerekirse tapu iptal tescil davalarıyla).
Özetle, vasiyetnamenin iptali davası, uzmanlık ve dikkat gerektiren bir süreçtir. İzmir’de bu tür davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar. Uygulamada taraflar çoğunlukla uzman miras avukatları ile temsil edilir; zira ispat yükü, usul kuralları ve Yargıtay içtihatları konusunda profesyonel destek başarılı sonuç alma ihtimalini artırır.
Vasiyetnamenin Saklı Paya Etkisi
Türk hukuk sisteminde saklı pay, bazı yakın mirasçıların korunmuş miras hakkını ifade eder. Saklı paylı mirasçılar (altsoy, anne-baba ve eş) için kanun, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı sınırlandırmıştır. Bu kurumun amacı, miras bırakanın aile içindeki belli kişileri tamamen mirassız bırakmasını önlemek, bu kişilere asgari bir hak sağlamaktır.
Saklı Pay Oranları: TMK m.506’ya göre saklı pay oranları şöyledir:
– Altsoy (Çocuklar ve torunlar): Yasal miras payının yarısı saklı paydır. Örneğin bir çocuğun yasal miras payı %50 ise, bunun yarısı olan %25 saklı payıdır.
– Ana ve baba: Her biri için yasal payın 1/4’ü saklı paydır. (Not: Murisin altsoyu varsa anne-baba mirasçı olamaz, o yüzden saklı payları da altsoy varken söz konusu olmaz.)
– Sağ Kalan Eş: Eş, altsoy veya anne-baba ile birlikte mirasçıysa kendi yasal payının tamamı saklı payıdır; diğer hallerde (örn. murisin altsoyu ve anne-babası yok, eş kardeşlerle birlikte mirasçı) yasal payının 3/4’ü saklı paydır. Örneğin, murisin sadece eşi ve anne-babası mirasçıysa, eşin yasal payı 1/2 ise bunun tamamı saklı payı, anne-babanın yasal payı 1/2 (her biri 1/4) ise bunların 1/4’ü, yani her biri için 1/16 saklı paydır.
Saklı paylı mirasçılar, mirastan yoksun olmadıkları, muris tarafından mirastan çıkarılmadıkları (ıskat edilmedikleri) veya mirastan feragat etmedikleri sürece, bu paylarını talep etme hakkına sahiptir. Muris, vasiyetnameyle saklı paylı mirasçıya hiç pay bırakmasa bile, o mirasçı saklı payını alır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Muris, saklı paylı mirasçısını haklı sebeplerle mirastan çıkarabilir (TMK m.510-513). Örneğin, mirasçı, murise veya ailesine karşı ağır bir suç işlemişse ya da murise aile hukukundan doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmişse, muris onu vasiyetnamede mirastan ıskat edebilir. Bu durumda o mirasçının saklı payı da gider. Fakat ıskat (mirastan çıkarma) sebeplerinin ispatı murisin diğer mirasçılarına düşer; ayrıca çıkarılan kişinin altsoyu varsa, çıkarılanın payı onlara geçer.
Vasiyetname ve Saklı Pay İlişkisi
Muris, vasiyetnamesinde saklı paylı mirasçılarına dokunmadan, tasarruf nisabı dahilinde özgürce mal bırakabilir. TMK m.505, miras bırakanın saklı paylar dışında kalan kısım üzerinde ölüme bağlı tasarruf yapabileceğini vurgular. Eğer murisin vasiyetnamedeki tasarrufları saklı payları ihlal etmiyorsa, herhangi bir sorun yoktur; vasiyetname aynen uygulanır. Ancak saklı payı ihlal eden vasiyetname durumunda devreye tenkis mekanizması girer. Bu tür hallerde:
- Saklı payı zedelenen mirasçı, tenkis davası açarak saklı payının iadesini talep edebilir. Tenkis davası, miras bırakanın tasarruf nisabını aşan kazandırmalarının (vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılan aşırı bırakmaların) indirilmesi için açılır (TMK m.560 vd.). Bu davayı sadece saklı payı ihlal edilen mirasçılar açabilir.
- Mahkeme, terekenin net değerini belirleyip saklı pay hesaplaması yapar. Örneğin Yargıtay, tenkis davalarında terekenin tüm aktif ve pasifinin ölüm anındaki değerlere göre hesaplanması gerektiğini, murisin ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı bağışların vs. ekleneceğini içtihat etmiştir.
- Tenkis davasında mahkeme, ihlal edilen saklı pay miktarı kadar vasiyetnamedeki kazandırmaları orantılı olarak azaltır. Önce vasiyetname ile atanan mirasçılara düşen paylardan, yetmezse sağlarken yapılmış bağışlardan en yeni tarihliden başlayarak geriye doğru tenkis yapılır (TMK m.563). Diyelim muris saklı payı %50 olan bir çocuğunu tamamen mirassız bırakmış ve tüm malını başka birine vasiyet etmiş olsun. Çocuk, tenkis davası ile toplam mirasın %50’sinin kendisine verilmesini sağlar; vasiyet alacaklısının payı buna göre azaltılır.
- Yargıtay uygulaması, saklı pay ihlalini tespit ettiğinde vasiyetnamenin iptaline karar vermez, yerine saklı payı aşan kısmın tenkis edilmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğini belirtir. Örneğin Yargıtay 2011 tarihli bir kararında, murisin eşi kendisini mirassız bırakan vasiyeti iptal ettirmişti. Yargıtay, saklı pay ihlalinin iptal nedeni olmadığını, talebin tenkis olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak kararı bozmuştur.
Saklı Payın İhlali Örnek: Muris, geride eşi ve iki çocuğu bırakmış, ancak vasiyetnamesinde “Tüm malvarlığımın tamamı vakıf X’e bırakılsın” demiş olsun. Bu durumda çocukların ve eşin saklı payları ihlal edilmiş olur (çocukların her birinin saklı payı yasal paylarının yarısı, eşin saklı payı yasal payının tamamı). Bu kişiler 1 yıl içinde tenkis davası açarak, vakfa giden mirasın kendi saklı payları oranındaki kısmını geri alırlar. Mahkeme, vakfa yapılmış vasiyet kazandırmasını tenkis ederek çocuklara ve eşe saklı paylarını verir, kalan kısım vakfa gitmeye devam eder. Saklı paylar tamamen karşılanana kadar tenkis yapılır.
Saklı Payın Kısıtlanması: Miras bırakan, saklı paylı mirasçısına belirli mal bırakmak yerine nakden karşılık bırakmayı da vasiyet edebilir. Örneğin, “Oğlumun saklı payı olarak 100.000 TL bıraktım, başka bir şey yok” diyebilir. Eğer bu meblağ saklı payı karşılamıyorsa tenkis davası yine gündeme gelebilir. Ayrıca muris, saklı payı azaltmak amacıyla ölmeden önce mal kaçırma yoluna gidebilir (muris muvazaası gibi). Bu durumda da ayrı davalar (muris muvazaası nedeniyle tapu iptali gibi) gündeme gelebilir, bu makalenin kapsamı dışında olsa da saklı paylı mirasçıların haklarını korumak için çok yönlü hukuki yollara başvurulabileceğini belirtmekte fayda var.
Özetle, vasiyetname hazırlanırken muris saklı pay kurallarını dikkate almazsa, vasiyetin tamamı uygulanamayabilir. Mirasçılarının saklı paylarını ihlal eden kısımlar eninde sonunda yargı kararıyla düzeltilir. İzmir’de miras hukuku alanında uzman avukatlar, vasiyetname düzenleme aşamasında müvekkillerine saklı pay konusunda danışmanlık yaparak ileride çıkabilecek ihtilafların önüne geçebilirler. Aynı şekilde, vasiyetnameyle hakkı zedelenen mirasçılar da hak kaybına uğramamak için yasal süreler içinde saklı pay taleplerini hukuki süreçle takip etmelidir.
Mirasçılar Nasıl Hak Talep Eder?
Miras bırakanın ölümüyle birlikte miras, yasal mirasçılara ve varsa atanmış mirasçılara geçer (TMK m.599; “mirasçıların mirası bir bütün olarak kazanması” ilkesi). Ancak mirasçılar bu haklarını kullanmak ve resmileştirmek için bazı işlemler yapmalıdır. Mirasçıların miras haklarını talep etmesi ve kullanması şu şekillerde olur:
- Mirasçılık Belgesi Alınması: Mirasçılar ilk olarak mirasçılık belgesi (veraset ilamı) temin etmelidir. Bu belge, kimin ne oranda mirasçı olduğunu gösterir. Yasal mirasçılar (örneğin çocuklar, eş) notere başvurarak kısa sürede veraset ilamı alabilirler. Eğer vasiyetname varsa veya mirasçılıkta tereddüt yaratacak bir durum varsa sulh hukuk mahkemesine başvurmak gerekebilir. Örneğin atanmış mirasçı varsa noter doğrudan veraset ilamı veremeyebilir, sulh hakiminin vasiyetnameyi açması ve bu kişiyi de mirasçı olarak belirtmesi gerekir. İzmir’de mirasçılık belgesi işlemleri genellikle İzmir Sulh Hukuk Mahkemeleri aracılığıyla yapılır.
- Mirasın Resmen İntikali: Mirasçılık belgesini alan mirasçılar, murisin terekesindeki malvarlığı unsurlarını kendi adlarına kayıt ettirebilirler. Örneğin murisin adına kayıtlı bir taşınmaz varsa, mirasçılar tapu müdürlüğüne veraset ilamıyla başvurup, hisse oranlarında tapuda kendi adlarına tescil sağlarlar. Bankadaki paralar için yine mirasçılık belgesi bankaya sunularak paylar oranında ödeme talep edilebilir. Bu aşamada, eğer tüm mirasçılar anlaşmışsa belirli malı bir mirasçı alıp diğerine para ödemesi gibi anlaşmalar (taksim sözleşmeleri) yapılabilir. Mirasçılar arasında anlaşma yoksa, tüm mallar müşterek mülkiyet halinde mirasçılara geçer. Örneğin üç mirasçı varsa murisin evi üç kişi adına elbirliği ile tapuya tescil edilir. Bu durumda mirasçılar bu ortaklığı mirasın paylaşımı davası(ortaklığın giderilmesi) ile giderebilirler.
- Hak Talebi ve Dava Açma: Mirasçılar bazen hakları konusunda ihtilafa düşebilir. Örneğin bir mirasçı murisin sağlığında yaptığı bir bağışın mirastan mahsup edilmesini isteyebilir (denkleştirme talebi) veya mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payının nasıl dağıtılacağı gündeme gelebilir. Bu tür durumlarda mirasçılar haklarını korumak için dava yoluna başvururlar. Örnek bazı davalar: miras sebebiyle istihkak davası (miras malını elinde tutan 3. kişiden iadesi için), denkleştirme davası (mirasçılar arasında hakkaniyetli paylaşım için), mirasın taksimi davası (ortaklığın giderilmesi için), tenkis davası (saklı pay için), vasiyetnamenin iptali davası (geçersiz vasiyet için). İzmir’de bu davaların bir kısmına sulh hukuk, bir kısmına asliye hukuk mahkemeleri bakar. Yukarıda belirtildiği gibi, vasiyetnamenin iptali, tenkis, muris muvazaası gibi davalar asliye hukuk mahkemesinde; miras taksimi, terekenin tespiti gibi davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür.
- Tereke Temsilcisi veya Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi: Mirasçılar hak talep ederken bazen terekenin yönetimi için de girişimde bulunabilir. Örneğin mirasçılar arasında küçükler varsa veya anlaşmazlıklar nedeniyle terekenin dağılmaması gerekiyorsa, sulh mahkemesinden bir tereke temsilcisi atanması talep edilebilir. Bu kişi, dava süresince terekeyi idare eder. Benzer şekilde vasiyetname varsa ve muris bir vasiyeti yerine getirme görevlisi atadıysa, bu kişi de mirasçılar hak talep ederken vasiyetin gereğini yapar (aşağıda ayrıca ele alınmıştır). İzmir’de sulh mahkemeleri, başvuru halinde tereke temsilcisi atama yetkisine sahiptir.
- Mirasın Reddi: Bir mirasçı, mirası reddederek hak talep etmeyebilir. Mirasın reddi, miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde sulh mahkemesine beyanla yapılır. Reddi miras halinde, reddeden kişinin miras hakkı sanki o kişi ölmüş gibi, altsoyu varsa onlara, yoksa diğer mirasçılara geçer. Örneğin borca batık bir tereke söz konusuysa, mirasçılar hak talep etmek yerine reddetmeyi seçebilirler.
- Vergi ve Diğer Yükümlülükler: Mirasçılar miras haklarını talep ederken, veraset ve intikal vergisi gibi yükümlülükleri de yerine getirmelidir. Miras kalan malların değeri üzerinden kanuni istisnalar aşıldığında vergi dairesine beyanname verilip vergi ödenir. Bu da hak talep sürecinin bir parçasıdır. Mirasçılar paylarını almadan önce (özellikle yüksek değerli gayrimenkuller varsa) vergisel danışmanlık da almalıdır.
Tüm bu süreçte, mirasçıların haklarını tam ve zamanında alabilmeleri için mevzuata uygun hareket etmeleri gerekir. Örneğin, mirasçılık belgesi olmadan tapuda işlem yapamazlar; süresi geçtikten sonra tenkis davası açamazlar; davada usulü eksik yaparlarsa hak kaybı yaşanabilir.
Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması Süreci
Muris öldükten sonra, eğer geride bıraktığı bir vasiyetname mevcutsa, ilk yapılacak işlerden biri vasiyetnamenin resmi olarak açılması ve okunmasıdır. Bu süreç, kanunen düzenlenmiştir ve şu şekilde işler:
- Vasiyetnamenin Teslimi: Vasiyetname, muris hayattayken genellikle noterde veya güvendiği bir kişide saklanır. Murisin ölümü üzerine, vasiyeti elinde bulunduran herkes bunu derhal (ölüm haberini aldıktan sonra en geç bir ay içinde) murisin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine teslim etmek zorundadır (TMK m.595). Teslim etmeyen kimse varsa ve ortaya çıkarsa, sorumlu tutulabilir. Örneğin murisin kasasında vasiyetname bulunduysa, bunu bulan mirasçı mahkemeye vermelidir. Noterde saklıysa, noter ölüme dair bilgiyi alır almaz mahkemeye iletir.
- Yetkili Mahkeme: Vasiyetnameyi açmaya yetkili olan, murisin son yerleşim yeri sulh hakimidir (TMK m.596). Muris hayatının son döneminde İzmir’de ikamet ediyorsa, vasiyetname İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılır. Sulh hakimi, vasiyetnameyi eline aldıktan sonra bir duruşma günü belirler.
- Açılma ve Okunma İşlemi: Sulh hakimi, tayin ettiği günde vasiyetnameyi mührünü açarak okur. Bu oturum genellikle bir duruşma şeklinde yapılır. Hakim, vasiyetnamenin aslını hazırda bulunan mirasçılar ve ilgililer önünde açar; vasiyetin metnini yüksek sesle okur. TMK m.596 gereği vasiyetname, “geçerli olup olmadığına bakılmaksızın” açılır ve okunur. Yani şekil noksanı var mı yok mu incelemeden önce, belge resmi olarak ilan edilir. Bu esnada bilinen tüm mirasçılar ve vasiyetten çıkar sağladığı bilinen kişiler duruşmaya davet edilir. Örneğin murisin eşi, çocukları ve vasiyetnamesinde adı geçen kişiler (bir hayır kurumu vs.) varsa hepsi çağrılır. Çağrılanlardan gelmeyen olursa bile duruşma yapılır, ancak onlara sonradan vasiyetname içeriği bildirilecektir.
- Tutanak Düzenlenmesi: Hakim, vasiyetnameyi okuduktan sonra bir açılış tutanağı tutar. Bu tutanakta vasiyetnamenin açıldığı tarih, hazır bulunanlar, okunma işlemi ve vasiyetin kısa içeriği belirtilir. Varsa hazır bulunanların beyanları (itiraz eden oldu mu vb.) da yazılır. Örneğin tutanağa “vasiyetname okundu, mirasçılardan A, vasiyetin annesinin el yazısı olmadığını iddia etti; B, vasiyet içerğine itiraz etti” gibi notlar geçebilir. Bu tutanak hem mahkemece dosyaya konur hem de ilgili kişilere gönderilir.
- İlgililere Tebliğ: Vasiyetnamenin açılmasından sonra, mirasçılara ve lehine vasiyet yapılan kişilere vasiyetnameden kendilerine ilişkin kısımların onaylı bir örneği tebliğ edilir (TMK m.597). Adresleri bilinmeyen mirasçılara ise ilanen tebligat yapılır. Bu tebligat, ilgililerin haklarını kullanabilmeleri (örn. iptal davası açmaları, vasiyetnameye göre hak talep etmeleri) için önemlidir. Tebligat yapılmasıyla birlikte, iptal davasındaki 1 yıllık süre de tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar (çünkü o kişi vasiyetin içeriğini öğrenmiş sayılır).
- Koruma Önlemleri: Sulh hakimi, vasiyetname açıldıktan sonra terekenin korunması için gereken önlemleri alır (TMK m.598). Örneğin terekenin mühürlenmesi, mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa bir temsilci atanması, veya murisin borçları çoksa alacaklıların korunması için tedbirler gibi. İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi, vasiyetname okunur okunmaz gerek görürse terekenin resmi yönetimine karar verebilir. Uygulamada genelde vasiyetnameden sonra mirasçılar birlikte terekeyi idare edebiliyorsa hakime bildirilir ve hakim de “mirasçılara teslim” yönünde karar verebilir. Eğer mirasçılar anlaşamıyorsa veya vasiyette aksi öngörülmüşse, terekenin resmi yönetimi yoluna gidilir.
- Vasiyetnamenin Saklanması: Açılan vasiyetname aslının akıbeti de önemlidir. Sulh mahkemesi vasiyetnamenin aslını dosyasında saklar. Mirasçılar isterse onaylı örneğini alabilir. Böylece asıl belge yargı zaptında koruma altındadır.
İzmir Örneği: İzmir’de murisin yerleşim yeri çoğunlukla İzmir merkez ilçelerinden biriyse (Konak, Karşıyaka, Bornova, Bayraklı vs.), vasiyetname açma görevi İzmir Sulh Hukuk Mahkemelerine düşer (Bayraklı Adliyesi’nde sulh hukuk mahkemeleri). Hakim, örneğin İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında vasiyeti açar. İzmir dışında bir ilçede ikamet söz konusuysa, örneğin Tire ilçesinde, oranın sulh mahkemesi yetkili olur. İzmir sulh mahkemeleri, vasiyetname açılması işlemlerini yürütür; zira bu işlem yerine getirilmeden vasiyetin infazı mümkün değildir.
Vasiyetnamenin Açılmasının Önemi: Vasiyetnamenin resmi açılış süreci, vasiyet hükümlerinin hayata geçmesi için başlangıç noktasıdır. Bu işlem yapılmadan vasiyetteki atamalar veya mal bırakmalar fiilen uygulanamaz. Bankalar, tapu daireleri vb. kurumlar genelde vasiyetnameyi doğrudan uygulamaz; mahkemece açılıp kesinleşmesi ve ilgililere tebliği beklenir. Örneğin bir banka, murisin kasasındaki vasiyetnamesini bulsa bile bunu mahkemeye teslim eder ve mahkeme açıp ilgiliye hak tanıyana kadar kasadaki içerik mirasçılara verilmez.
Ayrıca vasiyetnamenin açılması, iptal ve tenkis davaları için sürelerin başlaması demektir (tebliğ ile birlikte). Bu nedenle hem mirasçılar hem de vasiyet alacaklıları bu süreci takip etmelidir. Vasiyetname açılırken orada bulunmak, en azından tutanak ve vasiyet örneğini edinmek hak kaybını önler.
Vasiyetnamenin açılması duruşmasına katılan mirasçıların, gerekiyorsa o an itirazlarını belirtmeleri, veya vasiyet alacaklılarının haklarını talep edeceklerini bildirmeleri usulen avantaj sağlayabilir. Örneğin hakim, mirasçılara “vasiyetnamedeki şu malı alacak kişiye teslim edin” diyebilir ya da vasiyet alacaklısı iseniz hakkınızı alabilmeniz için sulh mahkemesinde tescil kararı talep edebilirsiniz.
Nihayetinde, vasiyetnamenin açılmasıyla murisin son arzuları resmi kayıtlara geçer ve miras paylaştırılmasının ona göre yapılmasının yolu açılır. Eğer muris bir vasiyeti yerine getirme görevlisi atadıysa, hakim açılışta onu da göreve davet eder (aşağıda bu konu ele alınıyor). İzmir’de tecrübeli bir Karşıyaka miras avukatı veya İzmir merkezli miras avukatı, vasiyetnamenin açılması sürecinde müvekkillerini temsil ederek sürecin düzgün işlemesini ve haklarının korunmasını sağlar.
Vasiyetname Yerine Getirme Görevlisi Nedir?
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, miras bırakanın vasiyetnamesinde özel olarak atayabileceği, vasiyetin gereğini yerine getirmekle sorumlu kişidir. Bu kavram, bir nevi vasiyet icra memuru veya miras yürütücüsü olarak düşünülebilir. Türk Medeni Kanunu’nda TMK m.550-556 arasında düzenlenmiştir. Vasiyeti yerine getirme görevlisi atamanın özellikleri şöyledir:
- Atama Şekli: Muris, vasiyetnamesinde açıkça bir veya birden fazla kişiyi “vasiyetimi yerine getirmekle görevli” olarak atayabilir. Bu kişi mirasçı olabileceği gibi mirasçı olmayan bir üçüncü şahıs da olabilir. Örneğin muris “Arkadaşım Ali’yi vasiyetimin yerine getirilmesiyle görevli atıyorum” diyebilir. Bu durumda Ali, murisin ölümüyle birlikte vasiyet hükümlerini icra etmek üzere özel yetkili hale gelir. Muris ayrıca birden fazla görevli atayabilir ve bunların birlikte veya ayrı ayrı yetkilerini belirtebilir.
- Görevi Kabul: Vasiyeti yerine getirme görevlisi, murisin ölümü sonrası bu görevi kabul etmek zorunda değildir. Sulh hakimi, vasiyetname açıldığında eğer böyle bir atama varsa, ilgili kişiye bunu bildirir. Görevli atanan kişi, bildirimden itibaren 15 gün içinde görevi reddettiğini bildirirse, görevli sıfatını kazanmaz. Red bildirmezse, görevi kabul etmiş sayılır (TMK m.551). Örneğin vasiyetname açıldığında hakim “Ali Bey, muris sizi vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış, kabul ediyor musunuz?” diye sorabilir; Ali Bey kabul ederse veya sessiz kalırsa görev başlar.
- Görevin Kapsamı: TMK m.552’ye göre vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın tasarruflarının yerine getirilmesini sağlamak için terekeyi yönetir, mirasçılar ile vasiyet alacaklıları arasındaki ilişkileri düzenler, gerekiyorsa mirasın paylaşımını yapar. Adeta bir yönetici gibidir. Terekenin tümünü temsil yetkisine sahip olup mirasçılardan bağımsız işlem yapabilir. Örneğin muris, vasiyetinde bir burs vakfına para bırakmışsa, görevli bu parayı tereke hesabından vakfa öder; murisin borçlarını öder; vasiyet alacaklılarına (belirli mal vasiyet edilen kişilere) hakkını teslim eder. Tereke için dava açılması gerekiyorsa (örneğin alacak tahsili), bunu görevli yapabilir. Murisin defin işlemleri, mezar bakımı gibi hususlar bile vasiyette belirtilmişse, görevli bunları takip eder.
- Yetki ve Sorumlulukları: Görevlinin terekeyi yönetme, koruma ve paylaştırma yetkileri vardır. Mirasçılar, görevli atanmışsa terekeye ilişkin tasarruflarında onunla birlikte hareket etmelidir. Görevli, mirasçıların haklarını da gözeterek vasiyeti ifa eder. Eğer mirasçılar görevlinin eylemlerinden zarar görür veya görevli yükümlülüğünü ihmal ederse, görevli hakkında dava açabilirler. Görevli, görevini kötüye kullanırsa veya gereken özeni göstermezse, mirasçılara karşı sorumlu olur. Görev, vasiyetin tamamen ifası ve terekenin paylaşımının bitirilmesiyle sona erer.
- Ücret ve Masraflar: Kanuna göre vasiyeti yerine getirme görevlisi uygun bir ücret isteyebilir (TMK m.550). Eğer muris vasiyetnamede bir ücret belirlememişse, görevli yaptığı iş ve terekenin durumu göz önüne alınarak mahkemece belirlenecek bir ücreti mirasçılardan talep edebilir. Ayrıca görev nedeniyle yaptığı zorunlu masrafları da tereke malvarlığından karşılayabilir.
- Örnek Durumlar: Diyelim muris, çocukları arasında kavga olacağını öngördüğü için güvendiği bir avukatı vasiyeti yerine getirme görevlisi atadı. Bu avukat, murisin vefatından sonra terekeyi geçici olarak yönetecek, murisin borçlarını ödeyecek, vasiyetnamede belirtilen bağışları yapacak ve en sonunda kalan malvarlığını kanunen ve vasiyete göre paylaştıracaktır. Mirasçılar da bu paylaşımı kabul edeceklerdir. Eğer mirasçılar paylaşım konusunda anlaşamazsa, görevli sulh hukuk hakiminin yardımıyla paylaşımı tamamlayabilir. Görev bitince avukat, mirasçılara hesap verir ve görevi sona erer.
Türk hukukunda vasiyeti yerine getirme görevlisi çok sık kullanılmasa da, özellikle varlıklı kişiler veya karmaşık malvarlığı yapısı olanlar için faydalı bir mekanizmadır. Yabancı hukuklarda “executor” veya “trustee” benzeri rollere karşılık gelir. İzmir’de de bazı durumlarda kişiler avukatlarını veya güvendikleri yakınlarını bu role atamaktadırlar. Bu sayede, murisin ölümü sonrası çıkabilecek anlaşmazlıklar en aza iner; zira görevli, vasiyetin doğru şekilde icrasını sağlamakla yükümlüdür.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin varlığı, mirasçıların hak arama yollarını tamamen ortadan kaldırmaz; ancak pratikte çoğu işi görevli yapacağından mirasçıların ayrı dava açmasına gerek kalmaz. Mirasçılar yine de memnun olmazsa görevliye karşı sulh mahkemesinden denetim isteyebilir veya görevlinin azlini talep edebilir (görevini kötüye kullandığında). Bu müessese, vasiyetin tam olarak murisin isteğine uygun icra edilmesini sağladığı için oldukça değerlidir.
Avukatlar da uygulamada gerektiğinde müvekkillerinin vasiyeti yerine getirme görevlisi olabildiği gibi, bu şekilde atanmış görevli ile çalışarak mirasçıların veya vasiyet alacaklılarının haklarını uyum içinde almalarına yardımcı olmaktadır.
Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl İşler?
Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyetnamenin uygulanması (infazı) için açılan bir dava türüdür. Genellikle vasiyet alacaklıları (belirli mal bırakılan kişiler) veya atanmış mirasçılar, vasiyetten doğan haklarını alamadıklarında bu davaya başvurur. Bu dava ile mahkemeden, vasiyetnamedeki düzenlemelerin aynen yerine getirilmesi için karar vermesi talep edilir. Örneğin muris bir taşınmazını bir kişiye vasiyet ettiyse, fakat mirasçılar bu taşınmazı devretmiyorsa, vasiyet lehdarı mahkemeye gidip o taşınmazın kendi adına tescilini talep edebilir – bu da vasiyetnamenin tenfizi istemidir.
Görevli Mahkeme: Vasiyetnamenin tenfizi davası, miras hakkına ilişkin bir dava olduğu için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür (HMK m.2). Zira burada da bir malvarlığı hakkı talebi vardır. Yetki bakımından yine murisin son yerleşim yeri mahkemesi geçerli kabul edilir (TMK m.576 kapsamında değerlendirilir).
Davacı ve Davalı: Bu davada davacı genellikle vasiyetname lehdarı veya atanmış mirasçı konumundaki kişidir. Davalı ise vasiyetin yerine getirilmesinden sorumlu görülen mirasçılar ya da vasiyeti yerine getirme görevlisi olabilir. Uygulamada, eğer vasiyet alacaklısı hakkını alamıyorsa davayı yasal mirasçılara karşı açar; çünkü vasiyet alacağı, yasal mirasçıların borcu gibidir. Yargıtay da “vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılır” demektedir. Örneğin, muris bankadaki 100.000 TL’sini bir arkadaşına vasiyet ettiyse ve çocukları bu parayı vermiyorsa, arkadaş mahkemeye çocuklar aleyhine dava açarak 100.000 TL’nin kendisine ödenmesini (vasiyetin tenfizini) talep edebilir.
Dava Konusu: Dava dilekçesinde hangi vasiyetnamenin tenfizi istendiği belirtilir. Örneğin “Murisin X Noterliğinden düzenlenen 01.01.2020 tarih ve 1234 yevmiye nolu vasiyetnamesinin tenfizi ile söz konusu vasiyette bana bırakılan İstanbul Kadıköy’deki dairenin adına tescilini talep ediyorum” şeklinde açıkça talep yazılır. Dilekçeye vasiyetnamenin onaylı bir örneği, vasiyetnamenin açılıp kesinleştiğini gösteren sulh mahkemesi kararı eklenir. Ayrıca veraset ilamı da eklenebilir. Davacı, vasiyetname uyarınca hakkı olan mal veya hakkın kendisine verilmesini istemektedir. Bu bir para olabileceği gibi, taşınmaz mülkiyeti devri, şirket hissesi devri vs. de olabilir.
Yargılama Süreci: Mahkeme, öncelikle vasiyetnamenin açılıp açılmadığını ve kesinleşip kesinleşmediğini kontrol eder. Eğer vasiyetname henüz açılmamış veya iptal davası nedeniyle yargılaması devam ediyorsa, tenfiz davası bekletilir. Vasiyetname kesinleşmişse, mahkeme vasiyetnamenin yorumu ve uygulanmasına geçer. Davalı mirasçılar, genelde savunmalarında “vasiyetname geçersizdir” gibi iddialar ileri sürebilir; ancak vasiyet geçerli ve kesinleşmiş ise bu itirazlar dinlenmez. Bunun yerine, örneğin saklı pay nedeniyle tenkis gerektiğini savunabilirler. Mahkeme, eğer vasiyet, saklı payları aşıyorsa, tenkis hükümlerini de dikkate alarak karar verir. Diyelim vasiyetle davacıya düşen miktar aslında saklı payı aşıyor; mahkeme önce o aşan kısmı tenkis edip kalan kısmın ödenmesine hükmedebilir.
Karar: Mahkeme vasiyetnamenin tenfizi yönünde karar verirse, bu karar ilam niteliğinde olacağından aynen icra edilir. Örneğin taşınmazın devri söz konusuysa karar tapuya gönderilir ve davacı adına tescil yapılır. Kararda genellikle “X Noterlikte düzenlenen vasiyetnamedeki murisin … ada … parseldeki taşınmazının davacı adına tesciline, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine” gibi hüküm fıkraları yer alır. Eğer para ise, belli bir meblağın davacıya ödenmesi hükmolunur. Mirasçılar karara uymazsa, icra takibi başlatılıp tahsil yoluna gidilebilir.
Örnek Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, vasiyetnamesinde bir taşınmazını kızı ve torununa paylaştıran murisin vasiyeti yerine getirilmediği için açılan davada; mahkeme, vasiyetin tenfiziyle taşınmazın tapuda paylaştırılmasına ve davacıların payları oranında adlarına tesciline karar vermiştir. Yargıtay da vasiyetnamenin tenfizi davalarının mirasçılara karşı açılacağını ve bu tür kararların tapuda infaz edilmesi gerektiğini teyit etmiştir (karar örneği uyarlanmıştır).
Tenfiz Davası Açmadan Önce: Aslında ideal olan, vasiyet alacaklısı ile mirasçıların anlaşarak vasiyeti kendiliklerinden yerine getirmeleridir. Örneğin mirasçılar, vasiyetnameyi öğrendikten sonra “tamam bu evi sana vermemiz gerekiyor” diyerek tapuda işlem yapabilirler. Ancak anlaşmazlık çıktığında dava kaçınılmaz olur. Tenfiz davası, iptal davası açılmamış veya iptal edilmeyen vasiyetler için söz konusudur. Eğer vasiyetnameye iptal davası açılmışsa, vasiyetin tenfizi davası genellikle bekletici mesele yapılır; iptal davası sonuçlanınca devam eder. Çünkü vasiyet iptal edilirse tenfiz diye bir şey kalmaz.
Süre: Tenfiz davası açmak için kanunda özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Genel zamanaşımı kuralları içinde değerlendirilir. Mirasçılar vasiyeti kendiliğinden yerine getirmedikleri sürece, vasiyet alacaklısının hakkı devam eder. Fakat çok uzun süre hareketsiz kalınırsa hakkın kötüye kullanılması ileri sürülebilir. Uygulamada vasiyet alacaklıları genellikle vasiyetname açıldıktan hemen sonra veya makul bir süre içinde mirasçılardan taleplerini iletir, alamazlarsa dava açarlar.
Dilekçe Örneği (Kısaltılmış): Örneğin bir tenfiz dava dilekçesi şöyle başlayabilir:
Dava Konusu: Vasiyetnamenin tenfizi ile muris Ahmet Y’nin … tarihli vasiyeti uyarınca davacıya bırakılan Ankara ili Çankaya ilçesi 123 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talebimizden ibarettir.
Açıklamalar: 1) Muris Ahmet Y, 01.05.2018 tarihli vasiyetnamesiyle söz konusu taşınmazı müvekkilime vasiyet etmiştir. (Ek-1 vasiyetname örneği) 2) Muris 10.10.2021 tarihinde vefat etmiştir. (Ek-2 ölüm belgesi) 3) Vasiyetname, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/… Esas sayılı dosyasında açılıp okunarak kesinleşmiştir. (Ek-3 açılma tutanağı) 4) Davalılar murisin yasal mirasçıları olup, sulh mahkemesince verilen mirasçılık belgesine göre murisin çocuklarıdır. (Ek-4 veraset ilamı) 5) Davalılar, müvekkilimin vasiyetnameyle hak kazandığı taşınmazı devretmeye yanaşmamışlardır. Taşınmaz halen muris adına kayıtlıdır ve intikal işlemleri yapılmamıştır. 6) Müvekkilimin vasiyetnameye dayalı hakkını alabilmesi için mahkeme kararı zorunlu hale gelmiştir…
Hukuki Deliller: Vasiyetname, mirasçılık belgesi, tapu kaydı, tanık beyanı vs…
Netice ve Talep: Yukarıda arz edilen nedenlerle, vasiyetnamenin tenfiziyle davaya konu taşınmazın davacı adına tapuda tesciline ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ederiz.
Yukarıdaki gibi bir dilekçeyle süreç başlatılır. İzmir’de de benzeri bir dilekçe ile örneğin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’nde vasiyetnamenin tenfizi talep edilebilir.
Yargılama Giderleri: Mahkeme eğer vasiyet lehdarı haklıysa, genelde yargılama giderlerini ve varsa vekalet ücretini davalı mirasçılara yükler. Bu da mirasçıların, vasiyetle ilgili yükümlülüklerini zamanında yerine getirmezlerse maddi külfet altına girebileceklerini gösterir.
Sonuç olarak vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyet alacaklılarının hak arama aracıdır. Özellikle mirasçılarla uzlaşma sağlanamadığı durumlarda devreye girer ve mahkeme kararı ile vasiyet hükümlerinin icrasını temin eder. Eğer böyle bir hakkınız varsa, geç kalmadan hukuki yollara başvurmak önemlidir. İzmir’de vasiyetnamenin tenfizi konusunda deneyimli avukatlar, davanın hızlı ve etkili bir şekilde sonuçlanmasına katkı sağlayacaktır.
İzmir’de Hangi Mahkemeler Bu Davalara Bakar?
İzmir gibi büyükşehirlerde miras ve vasiyetname ile ilgili davalara bakacak mahkemelerin belirlenmesinde, davanın türü önem taşır. Genel olarak Türkiye genelindeki yetki ve görev kuralları İzmir için de geçerlidir; ancak İzmir’de mahkemelerin organizasyonu hakkında bilinmesi gereken bazı noktalar vardır:
- Sulh Hukuk Mahkemeleri: Miras hukuku ile ilgili belirli konular sulh hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Özellikle:
- Vasiyetnamenin açılması ve okunması işlemi İzmir Sulh Hukuk Mahkemeleri tarafından yapılır. Yine mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verme yetkisi sulh hukuk mahkemesindedir (Noterler de verebilir). İzmir’de murisin son yerleşim yeri hangi ilçe olursa olsun, vasiyetname açılması o ilçenin sulh hukuk mahkemesinde yapılır. Ancak İzmir’de merkez adliye Bayraklı’da toplandığından, fiilen pek çok ilçe için işlemler Bayraklı Adliyesindeki sulh mahkemelerinde yürür. Örneğin Karşıyaka ilçesinde ikamet eden bir kişinin vasiyetnamesi, Karşıyaka’da sulh mahkemesi bulunduğundan orada açılabilir. Sonuç olarak, İzmir’de vasiyet açma, miras taksim davası, terekenin mühürlenmesi, temsilci atanması gibi klasik miras işlerine Sulh Hukuk Mahkemeleri bakar.
- Miras ortaklığının giderilmesi (izale-i şüyu) davaları sulh hukuk mahkemesinde görülür. İzmir Sulh Hukuk Mahkemeleri, mirasçıların anlaşamadığı durumlarda terekenin paylaştırılması için davaları karara bağlar. Örneğin üç mirasçı arasındaki bir gayrimenkul paylaşımı için İzmir (Bayraklı) Sulh Hukuk’ta dava açılmalıdır.
- Terekenin tespiti (miras bırakanın malvarlığının tespit davası) ve miras ortaklığına temsilci atanması gibi davalar da sulh hukuk mahkemelerinin görevi içindedir.
- Mirasın reddi davaları (örneğin mirasın hükmen reddi davası gibi) sulh hukuk mahkemelerinde görülür.
- Asliye Hukuk Mahkemeleri: Bunun dışındaki miras davaları asliye hukuk mahkemelerine aittir. Özellikle:
- Vasiyetnamenin iptali davaları asliye hukuk mahkemesinde açılır. İzmir’de murisin son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi, bu davaya bakmaya yetkilidir. Bayraklı’daki İzmir Adliyesi’nde çok sayıda Asliye Hukuk Mahkemesi vardır; dava açılırken nöbetçi asliye hukuk mahkemesine dilekçe verilir ve tevzi ile ilgili asliye hukuk mahkemesine düşer.
- Saklı payın ihlali nedeniyle tenkis davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür. İzmir’de tenkis davası açılacaksa, murisin yerleşim yerine göre (çoğunlukla Bayraklı) Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
- Miras sebebiyle istihkak davası (miras malını elinde bulunduran kişiden geri alma) asliye hukuk mahkemesinin işidir.
- Miras sözleşmesinin iptali davaları asliye hukuk mahkemesine tabidir.
- Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptali ve tescil davaları da asliye hukuk mahkemesinde açılır (her ne kadar bu tür davalar resmi olarak haksız fiil veya muvazaa hukuku çerçevesinde görünse de, miras bağlantılı olduğu için yetkili yer yine murisin son yerleşim yeridir).
- Vasiyetnamenin tenfizi davaları yukarıda açıklandığı üzere asliye hukuk mahkemesinde görülür.
- Yargılamaya ilişkin bazı özel durumlar: Örneğin mirasçıların hizmet tespiti davası gibi (mirasçıların SGK ile ilgili bir talebi) iş mahkemesine giren konular olabiliyor, fakat bunlar istisna niteliğindedir.
- Yetki Konusu: TMK m.576, mirasla ilgili davalarda yetkili mahkemenin murisin son yerleşim yeri mahkemesi olduğunu düzenler. İzmir’de bu, muris İzmirli ise İzmir mahkemeleri anlamına gelir. İzmir’in ilçelerinde adliyeler bulunsa da, yukarıda değinildiği gibi temel dava konularında işbölümü Bayraklı Adliyesi lehine merkezileştirilmiştir. Örneğin bir vasiyetname iptali davası Foça’da yaşayan bir muris için açılacaksa, Foça küçük bir ilçe olduğundan orada Asliye Hukuk Mahkemesi mevcutsa orada da açılabilir; ancak uygulamada davacı genelde İzmir merkez mahkemesini seçer, çünkü TMK 576 ile HMK yetki kuralları gereği birden fazla yer de mümkün olabiliyor (miras konusu bir taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi vs. gibi).
- Bölge Adliye Mahkemesi: İzmir’de görülen miras davalarının istinaf mercii, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ilgili hukuk dairesidir. Örneğin İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği bir vasiyetname iptali kararı istinaf edilirse, dosya İzmir BAM’a gider. BAM kararı sonrası temyiz yolu da açıksa (değeri yüksekse veya ilkedir) Yargıtay’ın ilgili dairesine temyiz edilebilir.
Özetlemek gerekirse: İzmir’de vasiyetname ve miras davaları için sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri görev paylaşımı yapar. Sulh Hukuk: vasiyet açma, mirasçılık belgesi, miras taksimi gibi nispeten çekişmesiz veya küçük çekişmeli işler. Asliye Hukuk: vasiyet iptali, tenkis, muvazaa, istihkak gibi geniş çaplı çekişmeli davalar. Miras hukukundan doğan her uyuşmazlık, kanunda özel hüküm yoksa asliye hukuk mahkemesinin görevine girer.
İzmir Adliyesi Bayraklı’da toplandığı için, halk arasında bazen “Bayraklı miras mahkemesi” gibi ifadeler geçebilir; kastedilen Bayraklı Adliyesi’ndeki ilgili sulh veya asliye mahkemesidir. Yine Karşıyaka’da adliye olduğu için orada da sulh ve asliye mahkemeleri bulunur. En güncel bilgi için avukatınıza veya adliye danışma birimine başvurmakta fayda vardır.
Miras davalarında yetki ve görev konusundaki bu teknik detaylar, çoğu vatandaş için karışık olabileceğinden, İzmir miras avukatı ile görüşerek davanızı doğru yerde ve doğru şekilde açmanız önemlidir. Örneğin yanlışlıkla sulh mahkemesine açılan bir iptal davası, aylar sonra görevsizlikle sonuçlanıp asliye hukuk mahkemesine gönderilebilir; bu da zaman kaybıdır. Profesyonel hukuki destek, başlangıçta doğru mahkemeye başvurmanızı ve süreci hızla ilerletmenizi sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Soru: Vasiyetname olmadan miras paylaşımı nasıl yapılır?
Cevap: Eğer muris bir vasiyetname bırakmamışsa (veya bıraktığı vasiyet geçersiz/iptal olmuşsa), miras yasal mirasçılar arasında Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen oranlara göre paylaştırılır. Buna yasal miras paylaşımı denir. Örneğin, murisin eşi ve çocukları varsa, çocuklar eşit pay alır ve sağ kalan eş de belirli bir pay (çocuklarla birlikte ise mirasın 1/4’ü) alır. Mirasçılar kendi aralarında anlaşarak bir miras taksim sözleşmesi yapabilir veya sulh mahkemesinde mirasın taksimi davası açılarak paylaşım sağlanır. Vasiyetname yoksa saklı pay tartışması da olmaz; kanunun öngördüğü paylaşım esas alınır.
Soru: Kimler vasiyetname ile mirasçı atanabilir?
Cevap: Muris, vasiyetnamesinde herhangi bir gerçek veya tüzel kişiyi mirasçı olarak atayabilir. Yani miras bırakan, kanunen mirasçı olmayan bir kişiyi (örneğin bir arkadaşını, yeğenini) vasiyetnameyle mirasına ortak edebilir. Buna atanmış mirasçı denir. Hatta bir vakıf, dernek gibi tüzel kişiler de mirasçı atanabilir. Mirasçı atandığında, bu kişi kanuni mirasçılarla birlikte terekeye dahil olur ve vasiyet edenin belirlediği orana veya paya hak kazanır. Ancak muris, saklı payları tamamen yok edecek şekilde mirasçı atarsa, saklı paylı mirasçılar yine tenkis davası ile haklarını alabilirler. Örneğin çocuğu varken tüm mirasını bir arkadaşına mirasçı atayarak bırakırsa, çocuk saklı payını talep edebilir.
Soru: Vasiyetname düzenlemek için notere gitmek zorunlu mu?
Cevap: Hayır. Vasiyetname düzenlemek için notere gitmek yalnızca resmi vasiyetname için gereklidir. El yazılı vasiyetname için notere gitmeye gerek yoktur; muris kendi el yazısıyla vasiyeti hazırlayıp imzalayabilir. Ancak el yazılı vasiyetnamenin güvenliği için notere tevdi edilebilir (teslim edilebilir). Sözlü vasiyetname için de noter değil, iki tanık ve gerektiğinde sulh hakimi devreye girer. Noterde yapılan resmi vasiyetnamenin avantajı, işlemin hukuka uygun yapılması ve belgenin saklanması konusunda daha az risk olmasıdır. Ama hukuken geçerli bir vasiyetname yapmak için noter şart değildir – şekil şartlarına uygun herhangi bir vasiyetname bağlayıcıdır.
Soru: Eşim beni mirastan tamamen çıkarabilir mi?
Cevap: Sağ kalan eş, saklı paylı mirasçılar arasındadır. Eşin saklı payı, altsoy veya anne-baba ile birlikte mirasçı olduğunda yasal payının tamamıdır. Yani çocuklarınız varsa veya kayınvalideniz/kayınpederiniz hayatta ise, sizin mirastaki yasal payınız saklı pay olarak tamamen korunur; eşiniz vasiyetle bu payınızı ortadan kaldıramaz. Eğer muris (eşiniz) sizi mirastan mahrum etmek isterse, bunu ancak haklı bir sebeple mirastan çıkarma (ıskat) yoluyla yapabilir (örneğin sizi ağır bir suç nedeniyle mirastan çıkarabilir). Ama keyfi olarak vasiyetnameyle “eşime hiçbir şey bırakmıyorum” demesi saklı payınızı ortadan kaldırmaz – gerekirse tenkis yoluyla saklı payınızı alırsınız.
Soru: Birden fazla vasiyetname olursa hangisi geçerli?
Cevap: Kural olarak, en son tarihli vasiyetname geçerlidir (TMK m.540). Mirasbırakan yeni bir vasiyetname düzenleyerek önceki vasiyetnamelerini kısmen veya tamamen ortadan kaldırabilir. Eğer yeni vasiyetname eski vasiyetnameyle çelişiyorsa, çelişen hükümler öncekinin yerine geçer. Önceki vasiyetnamede hiç bahsedilmeyen konular yeni vasiyette düzenlenmişse, eski vasiyetin o konudaki hükümleri yürürlükte kalabilir (özellikle muris “önceki vasiyetlerimin hepsini iptal ediyorum” dememişse). Ancak genellikle kişiler yeni vasiyet yaparken eskisini tamamen veya kısmen iptal ettiklerini belirtirler. Örneğin 2010 tarihli bir vasiyetname ve 2015 tarihli bir vasiyetname varsa, 2015’teki murisin en son iradesini yansıtır. Yine de bir belirsizlik olursa, yorum yoluyla murisin son arzusu ortaya çıkarılmaya çalışılır veya bir iptal davası ile durum netleştirilir. En güvenlisi, yeni vasiyet düzenlenirken eskisine atıf yaparak iptal ettiğini açıkça belirtmektir.
Soru: Vasiyetnamede belirtilen mal, vasiyet alacaklısı kişi ölmüşse ne olur?
Cevap: TMK m.581/2’ye göre, vasiyet alacaklısı muristen önce ölmüş ise, aksi vasiyette belirtilmedikçe, o vasiyet tasarrufu hükümsüz kalır. Yani muris bir malı A’ya vasiyet etti ama A, muristen önce vefat ettiyse, kural olarak o mal artık vasiyet konusu olmaktan çıkar; murisin yasal mirasçılarına kalır. Ancak muris vasiyetinde “A hayatta olmazsa o mal B’ye gitsin” gibi bir düzenleme yaptıysa, o durumda B hak kazanır. Bu nedenle vasiyetname hazırlanırken böyle ihtimaller de düşünülmelidir. Örneğin “filan arsayı kardeşim X’e vasiyet ediyorum, eğer o benden önce vefat ederse, bu arsa onun çocuklarına kalsın” şeklinde bir hüküm konulabilir.
Soru: Vasiyetname iptal davası kazanılırsa miras nasıl paylaşılır?
Cevap: Vasiyetnamenin tamamı iptal edilirse, sanki vasiyet hiç yokmuş gibi miras paylaşımı yapılır. Yani murisin malvarlığı yasal mirasçılar arasında kanuni paylarına göre bölüşülür (veya daha eski tarihli başka bir vasiyetname varsa, o devreye girer). Eğer vasiyetnamenin sadece bir kısmı iptal edilirse, iptal edilen kısım uygulanmaz; kalan kısımlar geçerli kalır. Örneğin vasiyetnamenin belirli bir maddeyi içeren kısmı iptal oldu diyelim, o kısım dışındaki vasiyet hükümleri yerine getirilir, iptal olan kısmın konusu olan mal veya hak ise yasal mirasçılara döner. İptal davasını kazanan taraf genellikle davanın menfaatine uygun sonuç alır. Mesela saklı payı ihlal edildiği için dava açan evlat, vasiyetin iptaliyle mirasın yasal payına düşen kısmını alabilecek duruma gelir.
Soru: Vasiyetnameyi kaybedersem ne olur?
Cevap: Vasiyetnamenin aslı kaybolursa, bunun sonuçları duruma göre değişir. Eğer vasiyetname noter saklamasındaysa noter zaten bir örneğini dosyasında tutar. El yazılı vasiyetname murisin elinde veya yakınında iken kaybolmuşsa, murisin ölmeden önce onu kasıtlı olarak yok ettiği (yani vasiyetinden döndüğü) varsayılabilir (TMK m.541). Ama gerçekten kayboldu veya yok olduysa (örneğin evde yangın çıktı, vasiyet yandı), bu durumda vasiyetnamenin içeriğinin ispatı gerekecektir. Murisin vasiyetini gören tanıklar veya kopyaları varsa, onların yardımıyla dava açılarak vasiyetnamenin içeriği tespit ettirilebilir. Mahkeme, vasiyetnamenin yok olmasında mirasçıların kusuru olup olmadığına da bakar. Örneğin bir mirasçı bilerek vasiyeti sakladıysa veya yok ettiyse, bu bir nevi hile olarak değerlendirilebilir ve o mirasçı mirastan yoksun bile bırakılabilir. Genel olarak, vasiyetname kaybolur veya bulunamazsa, yok hükmünde kabul edilip yasal mirasçılar devreye girebilir; fakat dediğimiz gibi ispat imkanı varsa mahkeme kararıyla içerik ortaya çıkarılabilir. Bu nedenle vasiyetnameyi güvenli bir yerde saklamak önemlidir.
Soru: İzmir’de miras işlemleri için nereye başvurulur?
Cevap: İzmir’de miras işlemlerine genellikle Bayraklı’da bulunan İzmir Adalet Sarayı ev sahipliği yapar. Veraset ilamı almak isteyen biri, İzmir’de herhangi bir notere başvurabilir – noterden genellikle aynı gün mirasçılık belgesi verilir (muris yabancı uyruklu olmadıkça ve mirasçıları belliyse). Vasiyetname söz konusuysa, vasiyetnamenin açılması için murisin son ikametgahının bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine (bu çoğunlukla Bayraklı’daki sulh mahkemeleridir) başvurulur; eğer vasiyetname noterdeyse, noter zaten bu süreci başlatır. Miras paylaşımı anlaşmazlığı varsa, sulh hukuk mahkemesinde dava açılır; iptal veya tenkis gibi davalar için Bayraklı Adliyesi Asliye Hukuk Mahkemelerine dava dilekçesi verilir. İzmir Adliyesi içinde miras konularına bakan belirli mahkeme yoktur; tevzi sistemiyle ilgili mahkemeye düşer. Ancak uygulamada, örneğin İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi genelde miras davalarına bakıyor denilemez, çünkü her asliye her türlü işe bakar. Yine de yoğunluk nedeniyle bazı mahkemelerin önüne daha fazla miras dosyası gelebilir.
Sonuç ve Profesyonel Destek
Vasiyetnameye dayalı miras paylaşımı, kanuni düzenlemeler, saklı pay kuralları ve yargı uygulamaları ışığında oldukça kapsamlı bir konudur. Bu makalede vasiyetnamenin türleri, geçerlilik şartları, mirasın vasiyetnameye göre dağıtımı, itiraz ve iptal süreçleri ile Yargıtay kararları eşliğinde önemli noktalar açıklanmıştır. Görüldüğü üzere, küçük bir ayrıntı (örneğin tanık imzası eksikliği veya saklı pay hesabı) bile mirasın paylaşım şeklini tamamen değiştirebilmektedir. Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde, miras davalarının teknik detayları ve uzun yargılama süreçleri, mirasçıların hak kaybı yaşamaması için dikkat ve tecrübe gerektirir.
Ailenizin huzurunu korumak, murisinizin son arzularını tam olarak gerçekleştirmek ve hak ettiğiniz miras paylarını güvence altına almak adına hukuki süreci bilinçli yürütmeniz şarttır. Bu noktada uzman bir miras hukuku avukatından destek almak en doğrusudur. Özellikle vasiyetname kaynaklı anlaşmazlıklarda, bir avukatın yol göstermesi hem sürelerin kaçırılmamasını hem de usul hatalarının yapılmamasını sağlar.
Av. Yasin Baykal, Bayraklı, Karşıyaka, Konak, Karabağlar, Buca başta olmak üzere İzmir genelinde miras hukuku alanında müvekkillerine hizmet vermektedir. Mirasınızın doğru şekilde paylaştırılması, olası uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması ve hukuki haklarınızın korunması için uzman desteği almaktan çekinmeyin. Unutmayın, zamanında alınan hukuki tedbirler ve doğru adımlar ile miras süreci çok daha sorunsuz ve hızlı ilerleyecektir.
