Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Miras paylaşımı, bir kişinin vefatından sonra geride bıraktığı malvarlığının yasal mirasçıları arasında bölüşülmesi işlemidir. Miras hukukuna göre paylaşım, mirasbırakanın (murisin) iradesine veya kanuni düzenlemelere göre gerçekleştirilir. Uygulamada mirasın nasıl paylaşılacağı konusu hem hukuki hem de duygusal açıdan önem taşır. Bu yazımızda, miras paylaşımının anlaşma ve dava yoluyla yapılma yöntemlerini, yasal mirasçıların pay oranlarını ve sürece ilişkin önemli detayları ele alacağız. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’ndaki ilgili maddelerden ve güncel Yargıtay kararlarından yararlanarak miras paylaşımı konusunda bilinmesi gereken püf noktaları açıklayacağız.
Miras Paylaşımı Hangi Yollarla Yapılabilir?
Mirasın paylaştırılması temel olarak iki şekilde gerçekleşir: mirasçıların kendi aralarında anlaşarak paylaşması veya mahkeme aracılığıyla (dava yoluyla) paylaşım. Türk Medeni Kanunu, mirasçıların özgür iradeleriyle anlaşmalarına izin verdiği gibi, anlaşma olmazsa yargısal yolla çözüm imkanı tanımıştır.
1. Anlaşma Yoluyla Mirasın Paylaştırılması (Elden Taksim)
Mirasçılar, aralarında anlaşarak tereke denilen miras malvarlığını diledikleri gibi bölüşebilirler. Bu durumda miras, miras paylaşma sözleşmesi düzenlenerek taksim edilir. Türk Medeni Kanunu md. 676, miras paylaşım sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını geçerlilik şartı olarak öngörür. Yani mirasçıların kendi aralarında yaptığı paylaşma anlaşması, adi yazılı şekilde (noter şartı olmaksızın) düzenlenebilir ve tüm mirasçıların imzasını taşımalıdır.
Anlaşmalı paylaşımın geçerli olabilmesi için:
- Tüm mirasçıların dahil olması ve onayı gereklidir (mirasçıların bir kısmının katılmadığı bir anlaşma, katılmayanlar yönünden bağlayıcı olmaz).
- Sözleşmenin yazılı olması şarttır (resmi şekil gerekmez, adi yazılı yeterlidir).
Anlaşma sağlandığında mirasçılar, terekeye dahil mal ve hakları aralarında paylaştırıp elden taksim edebilirler. Örneğin mirasbırakana ait bir taşınmaz, mirasçıların imzaladığı paylaşma (taksim) sözleşmesiyle belirlenen paylara göre bölüşülür ve ardından tapuda bu paylaşım tescil edilir. Yargıtay da birçok kararında, mirasçıların yaptıkları taksim sözleşmelerinin yazılı olması halinde geçerli sayılacağını vurgulamıştır.
Elden taksim yapılırken dikkat edilmesi gereken, mirasçılık belgesinin (veraset ilamı) çıkarılmış olması ve paylaşımı yapılacak tüm malvarlığının bu belgeyle tespit edilmesidir. Mirasçılar, mirasbırakanın borçlarını da göz önüne alarak, menkul ve gayrimenkul tüm varlıkları bölüşmelidir. Anlaşma sonucunda herkes kendine düşen payı fiilen teslim almalı ve gerekiyorsa resmi tescil işlemleri (özellikle taşınmazlarda) tamamlanmalıdır.
2. Dava Yoluyla Mirasın Paylaştırılması (Miras Taksim Davası)
Mirasçılar kendi aralarında anlaşamazlarsa, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak mirasın paylaşılmasını talep edebilirler. Tek bir mirasçının dava açması yeterlidir; diğer mirasçılar davalı olarak gösterilir. Uygulamada bu davaya çoğunlukla “ortaklığın giderilmesi davası” (izaleyi şüyu) denilse de, teknik olarak murisin terekesinin paylaşımı için açılan dava, Türk Medeni Kanunu md. 642’de düzenlenen miras taksim davasıdır. Ortaklığın giderilmesi davaları (TMK md.698-699) daha genel paylaşıma ilişkindir; miras taksim davası ise miras ortaklığının sona erdirilmesine özgüdür.
Mahkeme, davayı incelediğinde öncelikle murisin bıraktığı malvarlığını ve mirasçıların pay oranlarını tespit eder. Eğer muris bir vasiyetname bırakmışsa veya mirasçılar arasında miras sözleşmesi varsa, bunların içerikleri göz önünde bulundurulur. TMK md. 640 ve devamı, paylaşma usullerini ve mirasçıların haklarını düzenler.
Mahkeme tarafından paylaştırmada iki yöntem izlenebilir:
- Aynen Taksim: Terekeye giren malvarlığı değerlerinin mümkün oldukça bölünmeden, bütün olarak mirasçılara pay edilmesidir. Örneğin bir gayrimenkul, değeri pay oranlarını karşılayacak şekilde tek bir mirasçıya verilmek suretiyle diğer mirasçılara denkleştirme yapılabilir. Hakim, terekeye giren mal ve hakların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamını bir mirasçıya vermek suretiyle paylaştırma yapabilir. Böylece herkes belli malları tam olarak alır.
- Satış Yoluyla Taksim: Terekeye dahil malların fiilen bölünmesi mümkün değilse veya mirasçılar arasında anlaşmazlık bu noktada çözülmezse, mahkeme malların satışına karar verebilir. Satış genellikle açık artırma usulüyle olur; elde edilen bedel mirasçılar arasında paylaştırılır. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, mümkün değilse satış suretiyle paylaşılmasını mahkemeden isteyebilir. Örneğin miras kalan bir ev tüm mirasçılar tarafından paylaşılmak istenmiyorsa, mahkeme evi sattırıp parasını mirasçı payları oranında bölüştürebilir.
Dava yoluyla paylaşımda, mirasbırakanın borçları da dikkate alınır. Tereke borçları öncelikle ödenmeden net paylaşım yapılamaz. Mirasçılar, üzerlerine düşmeyen borçları öderlerse diğer mirasçılara rücu hakları vardır (TMK md. 642/son). Mahkeme, tüm bu denkleştirme taleplerini ve itirazları değerlendirip hakkaniyete uygun bir dağılım yapmaya çalışır.
Dava yoluyla paylaşım süreci, mahkemenin iş yüküne bağlı olarak bir süre (ortalama 1-2 yıl) alabilir. Yargılama giderleri ve gerekiyorsa bilirkişi masrafları olacaktır. Güncel bir Yargıtay kararında miras taksim davalarının makul sürede sonuçlanması ve mirasçıların haklarının gecikmemesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 7. HD, 07.11.2024). Bu da sürecin mümkün olduğunca hızlı yürütülmesi yönünde bir içtihat eğilimi gösteriyor.
Not: Miras paylaşımı davası devam ederken dahi mirasçılar kendi aralarında anlaşmaya varabilirler. Bu durumda dava bir anlamda bir sulh ile sonlanmış olur ve mahkeme, anlaşma protokolü doğrultusunda karar verebilir.
Yasal Mirasçılar ve Miras Payları (Kim Ne Kadar Alır?)
Miras paylaşımının adil ve kanuni biçimde yapılabilmesi için öncelikle yasal mirasçıların kimler olduğunun ve pay oranlarının bilinmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu’na göre yasal mirasçılar, zümre sistemi denen bir derecelemeye göre belirlenmiştir:
- 1. Zümre: Mirasbırakanın altsoyu – yani çocukları, torunları ve onların çocukları.
- 2. Zümre: Mirasbırakanın ana ve babası ile onların altsoyu – yani murisin anne ve babası ile kardeşleri, yeğenleri vb.
- 3. Zümre: Mirasbırakanın büyükanne ve büyükbabaları ile onların altsoyu – amca, hala, teyze, dayı gibi.
Üst zümrede sağ mirasçı varsa, alt zümrelere miras geçmez. Örneğin murisin çocukları (1. zümre) hayattaysa, anne-babasının (2. zümre) miras hakkı doğmaz. Yine 1. ve 2. zümrede hiç mirasçı yoksa, miras 3. zümreye kalır. Sağ kalan eş ise bu zümre sistemine dahil değildir; eş, her zümreyle birlikte mirasçı olur ve payı, birlikte bulunduğu zümreye göre değişir (TMK md. 499).
Sağ Kalan Eşin Miras Payı (TMK md. 499)
Türk Medeni Kanunu madde 499’a göre sağ kalan eş, mirasbırakanın hangi zümrede mirasçılarla birlikte olduğuna bağlı olarak farklı oranlarda miras hakkına sahiptir:
- Eş + 1. zümre (çocuklar altsoy): Eş mirasın 1/4’üne sahip olur. Altsoyu oluşturan çocuklar ise kalan 3/4’ü eşit şekilde paylaşır. Örneğin muris, eşi ve 3 çocuğu bıraktıysa: Eş %25, her bir çocuk %25’lik pay alır (çocuklar toplam %75’i bölüşür).
- Eş + 2. zümre (anne, baba veya kardeşler): Eş mirasın 1/2’sine sahip olur. Kalan yarısını murisin anne ve babası eşit alır (anne %25, baba %25). Eğer anne-baba yok da sadece kardeşler varsa, eş %50, kardeşler kalan %50’yi paylaşır.
- Eş + 3. zümre (büyükanne, büyükbaba): Eş mirasın 3/4’üne sahip olur. Geriye kalan 1/4 pay, büyükanne ve büyükbabalara eşit oranlarda dağıtılır (eğer onlar da yoksa ve daha uzak akraba da yoksa, bu 1/4 de eşe eklenir).
- Eş tek başına mirasçı ise: Murisin altsoyu, anne-baba zümresi ve büyükbaba-anne zümresi yoksa, tek mirasçı sağ kalan eştir ve mirasın tamamını alır (1/1).
Örnek: Murisin geride eşi, annesi ve babası kaldıysa – eş %50, anne %25, baba %25 miras payı alır. Eğer murisin eşi ve iki kardeşi kaldıysa – eş %50, iki kardeş kalan %50’yi eşit bölüşür (her biri %25). Bu oranlar TMK md.499’da açıkça belirtilmiştir ve kanun eşitliği sağlar: Eski devirlerdeki “erkek 2 pay, kız 1 pay” gibi ayrımlar modern hukuk sistemimizde yoktur.
Çocukların (Altsoy) Miras Payları
Mirasbırakanın altsoyundan gelen her nesil, bir üst nesil yoksa mirasçı olur. Çocuklar en yakın altsoy olarak mirası eşit haklarla bölüşürler (TMK md. 495). Çocuklardan biri vefat etmişse onun payı kendi çocuklarına (murisin torunlarına) geçer. Özetle:
- Sadece çocuklar mirasçı olursa: Tüm miras çocuklar arasında eşit bölünür. 1 çocuk varsa %100’ü alır; 2 çocuk varsa %50-%50; 3 çocuk varsa üçte birer (her biri %33.3) alır, vb.
- Çocuklardan biri ölmüş ve altsoyu varsa: Ölmüş çocuğun payı kendi çocuklarına (mirasbırakanın torunlarına) geçer. Örneğin murisin A, B, C, D adında 4 çocuğu var, D vefat etmiş ve geride 2 çocuk bırakmış olsun. Miras, sanki D sağmış gibi 4’e bölünür: A %25, B %25, C %25 alır, D’nin %25 payı ise kendi iki çocuğuna %12.5 + %12.5 şeklinde geçer. Bu şekilde altsoy halefiyet yoluyla pay alır.
- Eş ve çocuklar birlikte mirasçı olursa: Eş %25, kalan %75 çocuklara gider (yukarıda belirtildiği gibi). Örneğin eş + 3 çocuk: Eş 1/4, her çocuk 3/12 (yani 1/4) pay sahibi olur.
Altsoy, miras bırakana en yakın nesildir ve her birinin saklı pay hakkı vardır. Saklı pay, mirasçının kanunen korunan minimum miras hakkıdır; muris, bu kısma dokunamaz (örneğin çocuğunun saklı payını aşacak şekilde onu mirastan çıkaramaz). Türk Medeni Kanunu’na göre altsoy için yasal miras payının 1/2’si saklı paydır. Eğer muris, bu oranları aşan şekilde tasarrufta bulunmuşsa, saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis davası, şartları varsa muris muvazaasına dayanan tapu iptal ve tescil davası açabilirler.
Anne, Baba ve Kardeşlerin Miras Payları
Murisin altsoyu yoksa, mirası ikinci zümre alır: Anne ve babası sağ ise mirasın tamamını %50-%50 bölüşürler. Anne veya babadan biri ölmüşse, ölenin payı murisin kardeşlerine kalır (TMK md. 496). Buna göre:
- Anne ve baba mirasçı olursa: Her biri terekenin yarısını alır (1/2 – 1/2).
- Anne veya baba ölmüş + kardeşler varsa: Sağ kalan ebeveyn %50 alır; kalan %50, murisin kardeşleri arasında eşit paylaşılır. Örneğin sadece anne hayatta ve 3 kardeş varsa – anne %50, kardeşler toplam %50 (her biri ~%16.67) alır.
- Eş + kardeşler birlikte mirasçı olursa: Eş 1/2, kardeşler kalan 1/2’yi paylaşır. (Eşin 2. zümre ile birlikte olduğu senaryonun bir versiyonu olarak düşünülebilir.)
Kardeşler arasında tam kan ve yarım kan ayrımı da miras hukukunda etkili olabilir: Baba bir anne farklı kardeşler ile ana bir baba farklı kardeşler aynı anne-babadan olan kardeşlerle birlikte mirasçı olursa, bazı durumlarda paylaşımda farklılık ortaya çıkar. Türk Medeni Kanunu’na göre yarım kan kardeşler, sadece ortak ebeveynleri üzerinden miras alır. Örneğin baba bir kardeşler, sadece ortak babadan gelen miras üzerinde hak sahibidir. İlk vefat eden ebeveynin mirası farklı şekilde, ikinci vefatta farklı şekilde pay edilebiliyor. Kısaca özetlemek gerekirse, baba bir/ana bir kardeşler üvey taraftan gelen mirasta hak sahibi değildir, ortak ebeveynin payı kadar miras alabilirler.
Büyükanne ve Büyükbabaların Miras Payları
Murisin altsoyu, anne-babası ve kardeşleri yoksa, geriye büyükanne ve büyükbabaları kalır (3. zümre). Bu durumda miras, büyükanne ve büyükbabalar arasında eşit olarak paylaşılır (dört büyük ebeveynin her biri 1/4 alır). İçlerinden biri vefat etmişse onun payı kendi altsoyuna geçer (murisin amca, hala, dayı, teyze konumundaki kişilere).
Eğer murisin eşi de bu zümreyle birlikte mirasçı olursa – eş %75, büyükanne ve büyükbabalar kalan %25’i aralarında paylaşır. Yalnız burada kanun, çok uzak altsoylara pay vermemiştir: Büyükanne ve büyükbabaların çocukları (murisin amca/teyzesi) mirasçı olabilir ama onların çocuklarına (murisin kuzenlerine) miras gitmez (belli dereceden sonra miras devlete kalır, TMK md. 501).
Miras Paylaşımında Dikkat Edilmesi Gereken Diğer Hususlar
Miras paylaşımı sürecine ilişkin olarak, uygulamada sıkça sorulan birkaç önemli noktayı da açıklığa kavuşturalım:
- Miras paylaşımı için belli bir süre var mıdır? – Hayır. Mirasçılar arasında miras ortaklığı, paylaşma yapılana dek devam eder; kanun, “şu kadar süre içinde mirası paylaşmazsanız hakkınızı kaybedersiniz” demez. Miras paylaşımı kural olarak herhangi bir süreye bağlı değildir. Mirasçılar, yıllar sonra bile ortaklığı sona erdirip taksim yapabilir. Ancak fiilen uzun süre paylaştırılmayan miraslarda malların yönetimi, vergileri gibi konularda sorunlar çıkabileceğinden, makul bir sürede paylaşım yapmak pratikte önemlidir.
- Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) olmadan paylaşım yapılabilir mi? – Mirasçılar, resmi makamlarda işlem yapabilmek için veraset ilamı almak zorundadır. Bu belge Sulh Hukuk Mahkemesi’nden veya noterlerden alınabilir ve murisin yasal mirasçılarını ve paylarını gösterir. Veraset ilamı olmadan tapu devri, banka hesabındaki paranın çekilmesi gibi işlemler gerçekleştirilemez. Dolayısıyla paylaşım sürecinin ilk adımı bu belgenin teminidir.
- Miras bırakan borç bıraktıysa paylaşım nasıl olur? – Tereke borçları, mirasçıların kişisel borcu değildir ama mirasın içinden ödenmeleri gerekir. Mirasçılar mirası paylaşmadan önce murisin vergi, kredi, alacaklı borçlarını tereke varlıklarından ödemelidir. Paylaşım yapıldıktan sonra ortaya çıkan bir borç olursa, mirasçılar aldıkları pay oranında sorumlu olur. Kanun, paylaşmadan sonra ortaya çıksa bile miras bırakanın borçlarından mirasçıların 5 yıl süreyle müteselsilen sorumlu olacağını belirtir (BK md. 683 ve TMK ilgili hükümler). Yani miras paylaşılmış olsa dahi, 5 yıl içinde ortaya çıkan bir borç için alacaklı tüm mirasçılara başvurabilir.
- Mirasçıların kendi aralarında yaptığı paylaşma geçerli olmazsa? – Örneğin yazılı şekil şartına uyulmadan sözlü anlaşma yapılmış veya tüm mirasçılar dahil edilmemişse, bu tür bir taksim mutabakatı hukuken geçersiz olabilir. Böyle bir durumda mirasçılardan biri çıkıp itiraz ederse paylaşma iptal olur ve yeniden (resmi şekilde veya dava ile) paylaşım gerekir. Bu yüzden miras paylaşım sözleşmesi mutlaka yazılı yapılmalı ve herkes tarafından imzalanmalıdır. Noterde yapılması şart değilse de, noter onayı sözleşmeye resmiyet kazandıracağı için tavsiye edilir. Noter tasdikli bir taksim sözleşmesi, icra edilebilirlik sağlar; her mirasçı tek başına tapuda tescil işlemlerini yaptırabilir.
- Mirastan mal kaçırma iddiası varsa (muris muvazaası): Miras bırakanın ölmeden önce bazı malvarlığını bir mirasçısına devredip diğerlerinden mal kaçırdığı düşünülüyorsa, bu durum miras paylaşımını etkiler. Diğer mirasçılar, paylarına düşen kısmın zedelendiği iddiasıyla muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilirler. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, mirasçılar arasında miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla muvazaalı devirler geçersiz sayılır. Böyle bir dava miras paylaşımı davasından ayrı olarak görülse de sonuçta paylar yeniden düzenlenebilir. Bu nedenle paylaşım aşamasında böyle bir problem varsa, önce hukuki durumun netleştirilmesi (gerekirse dava açılması) uygun olur.
Sonuç ve Profesyonel Destek Almanın Önemi
Türk Medeni Kanunu hükümleri, mirasın kimlere ve hangi oranlarda geçeceğini ayrıntılı şekilde düzenlemiştir. Yukarıda özetlediğimiz üzere miras paylaşımı, mirasçıların anlaşmasıyla hızlıca çözülebileceği gibi, anlaşmazlık halinde mahkeme aracılığıyla da gerçekleştirilebilir. Her iki durumda da yapılan işlemlerin hukuka uygun olması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların engellenmesi açısından kritiktir. Özellikle birden fazla taşınmazın veya karmaşık malvarlığının söz konusu olduğu terekelerde, paylaşım planının adil yapılması için hukuki uzmanlık gerekir.
İzmir’de miras hukuku alanında bir avukat olarak tavsiyem, miras sürecinde hak kaybına uğramamak için profesyonel destek almanızdır. Miras paylaşımı sırasında:
- Terekenin tam tespiti,
- Her bir mirasçının yasal haklarının hesaplanması,
- Saklı payların korunması,
- Resmi belge ve işlemlerin eksiksiz tamamlanması,
- Miras sözleşmesi, vasiyetname gibi belgelerin doğru yorumlanması,
- Anlaşmazlık halinde dava sürecinin yürütülmesi,
gibi konularda bir miras avukatı size yol gösterecek, süreç boyunca haklarınızı savunacaktır. Örneğin Yargıtay kararlarında da vurgulandığı gibi, sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyası üzerindeki hakları (TMK md. 652) gibi özel durumlar paylaşımda ayrı bir dikkate tabidir. Bu tür detaylar uzman yardımı olmadan gözden kaçabilir.
Unutulmamalıdır ki her ailenin durumu farklıdır; mirasın paylaştırılması sürecinde duygusal gerginlikler de yaşanabilir. Tarafsız bir hukuki danışmanlık almak, hem akrabalar arasındaki iletişimi koruyacak çözümler üretmeye hem de yasal olarak en doğru adımları atmaya yardımcı olur.
Sonuç olarak, miras paylaşımının nasıl yapılacağı konusunda gerek kanuni esasları gerekse pratik işlemleri ayrıntılı şekilde ele aldık. Kendi kendinize bir yol haritası çizmeniz elbette mümkün, ancak hukuki hataların telafisi güç olabilir. Miras hukuku alanında tecrübeli bir İzmir miras avukatı desteğiyle hareket etmek, hakkaniyetli ve hızlı bir miras paylaşımı süreci geçirmenizi sağlayacaktır. Mirasla ilgili sorularınız için bizimle her zaman iletişime geçebilir, durumunuza özel stratejiler ve güvenilir hukuki yardım alabilirsiniz.
Mirasınızı doğru paylaştırın, hakkınız güvende olsun.
Sonuç: Güvenli ve Adil Bir Miras Süreci İçin Profesyonel Destek Şart
Miras hukuku, aile fertlerinin geleceğini doğrudan etkileyen ve teknik ayrıntıları bol bir alandır. Hatalı atılacak bir adım veya ihmal edilen bir yasal prosedür, telafisi güç hak kayıplarına neden olabilir. İzmir’de profesyonel bir miras avukatı ile çalışmak, miras sürecinin en başından itibaren doğru planlanmasını, olası anlaşmazlıkların önüne geçilmesini ve tüm işlemlerin yasalara uygun biçimde tamamlanmasını sağlar. Hem hakkınız olan miras payını eksiksiz alabilmek hem de ailenizin huzurunu korumak adına, miras işlemlerinizde konusunda uzman bir avukattan danışmanlık almanız en akılcı yol olacaktır.
Unutmayın, miras gibi bir kez karşılaşılan ve sonuçları uzun yıllar sürebilen bir konuda doğru adımları atmak için uzman desteği almak bir maliyet değil, geleceğinize yapılmış bir yatırımdır. İzmir’de miras hukuku alanında desteğe ihtiyaç duyduğunuz her an, yanınızda olmaktan memnuniyet duyarız.
Miras hukuku konusundaki tüm soru ve sorunlarınız için bize danışabilirsiniz. Aşağıdaki iletişim bilgilerimiz aracılığıyla ofisimize ulaşarak randevu alabilir veya detaylı bilgi edinebilirsiniz. Tecrübeli ekibimiz, miras hukuku dahil her türlü hukuki ihtiyacınızda çözüm odaklı yaklaşımla yanınızdadır. Geleceğinizi güvence altına almak ve haklarınızı korumak için geç kalmadan profesyonel destek alın.
Neden Av. Yasin Baykal?
- İzmir Odaklı Tecrübe: Bayraklı, Karşıyaka, Konak, Bornova, Çiğli, Buca ve çevre ilçelerde yoğun miras dosyası pratiği.
- Akademik + Pratik Yaklaşım: TMK–Yargıtay ekseninde bilimsel temel; sahada delil ve bilirkişilikte isabetli planlama.
- Şeffaf İletişim ve Yol Haritası: İlk görüşmede zaman–maliyet–risk analizi; baykal.av.tr üzerinden çevrimiçi randevu.
- Sonuç Odaklılık: Uzlaşma mümkünse önce uzlaşma; değilse hızlı ve etkili dava takibi.
- Yerel Güven Sinyalleri: İzmir ve çevresinde referans niteliğinde içerikler, düzenli bilgilendirici yayınlar, güncel pratik notlar.
İletişim Bilgileri
- Adres: İsmet Kaptan Mah. Gazi Bulvarı No:116 K:3 D:305, Çankaya 35210 Konak / İZMİR
- Telefon: 0 (506) 128 95 95
- E-posta: av.yasinbaykal@gmail.com
Baykal Hukuk & Danışmanlık – İzmir Miras Hukuku Avukatı Yasin Baykal ve ekibi. Profesyonel ve güvenilir miras hukuku hizmeti için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Her adımda yanınızdayız, haklarınızı birlikte koruyalım.
